Monday, April 16, 2007

Adis Ababa'dan Seattle'a, 50 cent'in hazin oykusu...

Sanirim dun gece... Her zaman takilmadigim hatta adini bile bilmedigim, televizyonumun ikinci kanalindan, HBO'nun hemen altindan yayin yapan kanalda PBS'in yaptigi bir program yayinlaniyordu... yarisindan yetismis olsam da izlemeye daldim...

Bir kac ay once arkadasin evinde sali aksamlarinin bir degismezi haline getirdigim ve Turkiye'den izledigim tek dizi olan 'Binbir Gece' ye konsantre olmusken ismini hatirlamadigim yan roldeki mimar hatunun yazdigi, yine isminden emin olmadigim yandan yemis roldeki ikinci patrona ikide bir "Hazelnuss" aromali kahve ikram etmesinin etkisinde kalarak kendime once bir paket hazelnuss aromali cekilmis gurme kahve, hemen 5-10 dakika sonra da 'bu kahveyi klasik kagit filtreli makinalarda heba edemem, en iyisi espresso makinasi almak" diyerekten ucuzcana bir espresso makinasi temin ettim. Yok efenim, Gaggia filan degil... Onca para ogrenci adamda ne arar? Ucuz bi makina iste... Derken pek cok deneme akabinde bazi hakikatlara ulastim... beklemis sut iyi kabarmiyor, sutu en ince kopuge ulasana kadar, frother'i sallamadan hafifce daireler cizerek karistirmak gerekiyor, sutun icine bir miktar seker atmak daha sonra sekerle ugrasma gereksinimini ortadan kaldiriyor, klasik kahve icin cekilmis kahveyi bir kez daha cekmek gerekiyor ve en sonunda da kahveyi delikli haznenin icinde 10 kiloluk bir tazyik ile biraz ezip iyicene yerlestirmek gerekiyor... Sonra gelsin kahve...

Ben bu arastirmalari yaparken ve aslinda cok da hazzetmedigim kahve uzerine uzmanlik peyda ederken, dunyanin iki farkli yerinde iki farkli insan tipi; farkinda olmasalar da ciddi bir ortak noktayi paylasiyorlar: kahve... people of Adis Ababa and Seattle...

Seattle bildiginiz ya da bilmiyorsaniz da simdi ogrendiginiz uzere Starbucks'in baskenti. Kuruldugu ve organize oldugu sehir. Bu sehirde her sene Dunya'nin 4 bir kosesinden gelen kahve ustalari sanki dunyanin en onemli isini yapiyor; en buyuk hakikatini ac gozler onune seriyor; butun insanligin aradigi o "felsefe tasini" derd'i beser'in cozumune vakfediyorcasina maharetlerini yaristiriyor ve iltifatlara boguluyorlar. Bu arada Starbucks imparatorlugu da bardagini 2 ila 4 dolar arasina sattigi kahve ve urunlerinden para yapmaya gayret ve devam ediyor. Hani cogunuza garip gelmistir; Istiklal'de Starbucks'da bir bardak kahve ve bir dilim havuclu kek icin 9-10 YTL (kac senedir Istiklal'e ugramadigim burdan belli olacak) vermek dukkanin mekani ve saga sola satilmaya calisilan caka icin degilse ne icindir?

Seattle'daki akrani ile kahve ortak paydasini paylasan Adis Ababa'daki insan ise cok farkli bir profil arz ediyor. Kendisine ait olmayan genis kahve tarlalarinda gunde max 50 cent, genelde bu rakamin daha daha altina calisiyor. Kadinlar gunde 8 saat boyunca florasan lamba altinda kalitesiz kahve cekirdeklerini yine sadece 50 sent icin ayikliyorlar. Bu insanlarin yasadigi ortamin ise son 5000 yildir genelde degismediginden; degisenlerin sadece eski toprak su kupu yerine kirli bir plastik bidon, agac kabugundan kap kacak yerine emaye kapli bir kac parca kirik dokuk esya, bir kac parca da yampiri yumpiri ucuz penye oldugunu belirtmeye gerek var mi? Bu insanlar elektrik, su ve en onemlisi egitimden uzak yasiyorlar. Okullarinda farkli yaslarda insan ayni sinifta; karatahta olarak kullanilan sagi solu yemis bir metrekarelik kara boyali sunta parcasina pur dikkat bakiyorlar. Kitap yok... Defterler coktan dolmus. Okul muduru ogretmenlerin maasini verememekten muzdarip... Gencler, ellerinden geldigi ve aileleri destekleyebildigi kadar okumak; babalari ve dedelerinden miras kalan ciftcilik batagindan kurtulmak istiyorlar. Ama cogu icin bu sadece okuma yazma ogrenmenin otesine gecemiyor. 5 dolar, bu insanlarin hayatinda ciddi degisim anlamina geliyor...

7 dolar orta boy bir Cappucino ve yaninda kocaman pretzele verdigim para... Guya ogle yemegi yerine biseyler atistirmak, biraz da farkli biseyler okumak icin girmistim Barnes&Noble'a... Kahvenin kokusu ve frotherin sesinde bir cekicilik var... Ben yine de kahve sevmiyorum. ABD'de girdigim ilk coffee shop'da "Do you have anything without coffee?" diye sorabilmis bir insanim. Kaloriler birikiyor. Adis Ababa'da insanlar yeni bir belkiran gune 50 cent icin baslarken ben ayilmak icin Starbucks kahvesi cekip sut kabini agir agir cevirip sutun kopugunu inceltiyorum.

No comments: