Wednesday, April 25, 2007

Ask , korku, duzen uzerine

Gecen cuma aksami Mississippi'nin guzel ve sevdigim bas kenti Jackson'da arkadaslarin evine davet edildigimde aslinda aksama guzel bir sohbetin icine dusecegimi bilmiyordum. Eve geldik, biraz soluklanalim derken ilk misafirimiz elinde bir kucuk tencere ile kapida beliriverdi. Derken digerleri, ben bir yandan yemekleri yapan arkadasa yardimci olmaya girisirken bir anda salata yapma ihalesini alip mahir bi muteahhit ile usta bir asci arasinda bir eda takinip ise koyuldum.

Misafirlerimiz teker teker gelip arka bahcede guzel bahar gununu ve sicak gunesi istifadeye, bir yandan da on-sohbete basladilar. Mevzuular neleri icerdi bilmiyorum ama muhtemelen bizdeki cumbaba geriliminden oldukca uzak, gayet gevsek konular isitildi. Bu Amerikalilar en buhranli konularda bile araya bir kac espri sikistirarak dinleyeni gevsetmesini iyi biliyorlar. Sanirim bizim siyasilerin daha dogrusu Turk insaninin Bati'dan ogrenmesi gereken seylerin basinda hosgoru ve espri geliyor.

Turk insaninin dogasinda espri yapmak yok. Egitimimizde yok. Sert insani seviyoruz. Gulucukler sacan insan yonetmeye degil yonetilmeye layiktir diye bakiyoruz, niye? Cunki o daha buyumedi, hele bir buyusun, o zaman unutur gulmeyi. Millet icinde gulmek mi? Aman ki ne aman... Gecenlerde bir gazetemiz ex-cumbaba uzerinde analizler yaparken 7 sene boyunca zaat'i muhteremin bir kere guldugunun gorulmediginden bahsetmis. Iste ulkemizdeki buyuk insan modelinin ete kemige burunmus canli ornegi: yukseldiysen daha az guleceksin, herseyin en tepesindeysen zinhar gulumsedigin gorulmeyecek...

Ilginc bir insanim... Kablolu televizyonumda bir kanalda gece kusagi, kirmizi noktali, bol X'li filmler yayinlanirken daha once Zbigniew Brzesinsky'yi seyrettigim gibi yine bu sefer C-Span'de baska bir eski devlet erbabini dinliyordum. Konu iflas hukuku, konusmaci bu konulara hakim hazineden ust duzey bir gorevli, konusmaya bir fikra ile basliyor. Herkesi bir parca gulumsettikten sonra ne soyliyecekse dikkatle hazirlanmis bir metinden okuyarak konusmasini gerceklestiriyor. Biz Turk milletinde konusmanin da iyisi, ozu, makbulu spontane olanidir. Cok dusundurmeyecek, igneli olacak, hafiften dokunduracak... Espriyi sevmedigimiz gibi bizden sonraki nesillerce de hatirlanacak, bir kenara not edilip arada sirada hatirlanacak, bizden sonrakilere prensip kazandiracak kisa, ozu dolgun, zimba gibi sozler etmeyi de sevmiyoruz.

Neyse, cuma aksamina, Jackson'aki dost meclisine geri donelim. Gelen misafirler uzun sure devlet kademelerinde gorevler almis, farkli dusuncelerden, farkli mezheplerden ekseriye Incil'e cok hakim, yillarca onu hatmetmis, mutalaa etmis insanlar. Eyalette ust duzey yargic olan zenci konuk ufak yaslardan itibaren Incil derslerini aksatmadigini soyluyor. 28 yasina gelip de kendi kutsal kitabimi bastan asagi okumadigim icin icin icin daraliyor, utaniyor, hafiften sIkIliyorum. Yillar evvel yine bir Hollandali ciftten ogrenmistim dinimin bana neyi yasakladigini ve ne kadar bunu uyguladigimi. Hey gidi ben, kendimi baskalarindan mi ogrenmek zorundayim ki her zaman? Evet, baskalari; hele ki nitelikli insanlar ise, insanin kendisine has bir aynadirlar. Ama nitelikli olmak sarti ile... Zira nitelikleri ve bunlarin siza bakan yonlerinin size ne kadar uydugu-uymadigi noktasinda kendinizi gorebilir, kesfedebilirsiniz. Tamam, kimseye akil vermece yok...

Konu neye geldi, nereye geldi.. Sanirim Virginia Tech'deki ogrenci dolayisi ile arkadasin biri ortaya bir soru atti. Kisinin baskalarina kotu davranmasini onlemek, cevresine zarar vermemesini saglamak noktasinda icinde olmasi gereken nedir? Elbette sohbettekilerin hepsi dini konudan mukellef insnalar olunca, mevzuu direk kisinin ic dinamizmine, daha cok da inanc dunyasina hemencecik iniverdi. Bir kac sey on plana cikti: Ask, korku ve rasyonalite...

Rasyonal olmayan birinden akil mantik cizgisinde davranislar bekleyemezsiniz. En basta rasyonalite, veyahut kisinin saglam ve istikrarli bir karar verme yetenegine/sistematigine sahip olmasi sart. Degerler ancak onlari kullanacak ve onlar cercevesinde tercihler uretebilen kararli fonksiyonlar varsa bir anlam ifade ederler. Sonra degerler... Ama degerleri neyin uzerine bina etmek lazim; ya da degerlerin ozunde ne var, ne ile gelisip serpiliyorlar. Cikolata ve muz diyeti elbette bunlari olusturmaya kafi gelmez. Then what?

Bu noktada iki sey on plana cikiyor. Ask ve korku... Bir sonraki posting bunlar uzerine olacak.

Bu arada Alain de Button'u bir an once okumam gerektigine karar verdim. Daha listede neler neler var. Seneca :)