
Yillar evvel ODTU'de son siniftayken ve kariyer gunlerine gelmeyen sirketler sebebi ile karamsarligin dibine vurmaya hazirlanirken Sabanci Universitesi'nin Isletme daha dogrusu Yonetim Bilimleri (her fakulteye garip isimler bulmakta ustaydi Sabanci) fakultesinden bir hoca tanitim sunumu icin gelmisti. Hocanin ismini unuttum simdi ama kolayca hatirlarim saniyorum. Conflict Resolution ve Meaning Management'dan bahsetmisti. Moduler dersler arasina sanirim bunlari da koymuslardi. O zamanlar ne kadar sacma seylerle ilgileniyo bu isletmeciler dedigimi hatirliyorum. Ama yillar gectikce bu derslerin Turk toplumu icin aslinda oldukca onemli konular oldugunu anliyorum. Mutlaka gorulmeli, mutlaka deneyim edilmeli. Her ne kadar Sabanci Universitesinde iki yil gecirip de o moduler derslerden iki tane almis da olsam, bu derslere girmedim...
Neyse, asil mevzuuya gelirsek, arkadaslik denen seyin de aslinda bir yonetim ve strateji gerektirdigini biraz gec anladim. Sanirim 28. yasim geri kalan hayatim icin gerekli olan bilgileri ogrenmemde bir donum noktasi olacak. Aslinda daha once stratejik davrandigim arkadaslarim olmustu, lise sonda mesela. Yatili okulda bazi seyleri erken ogreniyorsunuz. Kisilerle olan iliskilerinizde once amaclar belirlemek, sonra hedefler koymak, cok detaya inmeden bu ana hatlar cercevesine artik kendiniz olmaktan cikip bir sentetik sistemi simule etmek, benim alanimin tabiri ile real time dynamic optimization problemini yasamak... Gercek arkadaslik spontanedir, rasyonal hic degildir, olmasi da gerekmez; zaten rasyonelse icinde ruh ve samimiyet eksikligi var demektir. Hic sizden olmadik bir sey isteyen bir arkadasiniz icin bunu yapmisliginiz yok mu? Iste bu rasyonalitenin tam beline bir darbedir. Dolayisi ile gercek arkadasligin pragmatik olmasi da gerekmez. Ama bu hep vermek demek de degildir. Uzun vadede bakildiginda iki tarafin da birbirlerinden alip verdiklerinin esit olmasi, en azindan birinin dikkat cekecek ya da irite edecek kadar otekinden farkli olmamasi gerekir. Guven ve saygi herseyden onemli... Ama en onemli sey iki kisinin de ayni terminolojiyi konusuyor, daha dogrusu ayni iletisim phraselerinin (bunlarin sadece cumlecikler olmasi gerekmez, mimik ya da davranislari, beden dilini de iletisimsel phraseler olarak alalim) iki kiside de ayni anlamlari cagristiriyor olmasi gerekir. Kucuk prensteki gibi: Tilki ile Prens birbirlerine o kadar alistirmalidirlar ki kendilerini, en ufak detayda bile birbirlerini anlayabilmeliler...
Bunun disinda bir iliskiniz varsa: O zaman iste yukardakilerin herhangi biri sizin icin acikcasi fayda yerine sadece zarar getirir. Yillar once Uluslararasi Iliskilere giris dersi almistim, ordaki terminolojiyi bireyler icin kullanmak da mumkun ama hatirladigim anlamlara denk gelen kelimeleri maalesef coktan unuttum. Neyse, iki farkli modelden bahsedelim insanlara olan yaklasimlarimizi aciklamak icin: Birincisi, butun insanlari "iyi" zararsiz kabul etmek. Guvenimizi bosa cikarak sekilde davranmadiklari surece insanlari guvenilir kabul etmek. Ikincisi ise insanlari gunumuz Istanbul insani gibi kabul etmek. Yani pragmatist, rasyonel, bencil... Kendi faydasi olmadigi surece sizin icin bir sey yapmayacak bireyler... Kendi menfaatini her dem sizinle iliskisinin geleceginden onemli goren, kisa vadeyi uzun vadeli analize tercih edenler.
Aslinda gercek insan bu ikisi oldugu gibi bu ikisi de degil. Yani elbette bu tur insanlar var olabilir, var da, ama bunlarin arasinda fuzzy tipler de var ve majorite onlar. Topraktaki cevher gibi; arkadas olmak icin var olduklari yerden cikarilmayi bekleyen, biraz islenilmeyi, sekillendirebilmeyi gerektiren, size uyan bir yan yarattiginizda da saglam bir iliski kurabilmenin mumkun oldugu insanlar. Ama bu dedigim efor gerektiriyor. Bizse limitli efora, limitli cevreye, limitli iliskilere sahip bireyleriz... Zira zamana mahkumuz. Alin size goal, alin size constraint... Bu ikisi varsa elbette bir yonetisim problemi, bir yonetisim problemi varsa da bir isletmecilik metodu, bir muhendislik cozumu var demektir ve bunlar bizim kesfimizi, benim burda yukardaki onca laftan sonra irdelememi beklemektedir.
Ama saat 1:25 oldu... Bu konuyu irdelemek yerine uzuuuun zaman once okudugum bir kitaba referans vereyim. Kitabin ismi "Dusman Topraklarda: Bir Mossad Ajaninin Ticaret Sirlari"... Kitabin yazari Gerald Westerby takma ismini kendine layik gormus. Kitabin ticaret sirlari dedigine bakmayin. Ticaretle pek de bi alakasi yok. Daha ziyade insan iliskilerinin yonetimi uzerine guzel hikayeler ve cikarimlar bulabileceginiz bir kitap. Eh, biraz da Talmut'tan akil dolu ayetler... Isteyen Tulumba.com'dan alabilir. Ben Besiktas'ta Alkim'in kendi yerinden almistim. Ahhhh, ne guzeldi Istanbul gunlerim...Neyse, belki sonra bu konuya devam ederim... Her ne kadar bi kere ara verdigim bir konuya bir daha donmek gibi bir ozelligim olmasa da...
Beni izlemeye gayret edin aziz kaarilerim. O kaarilerimin sayisi ucu besi gecmese de...
No comments:
Post a Comment