Bir yerde uzun sure kaldigimda, helekine o yerde insanlarin sirkule orani yuksekse, 3-4 seneden sonra, daha once herhangi bir "sey" olarak gorunen yerler nedense bana birer "mezar" olarak gorunmeye basliyor. Her mezar tanidigim bir insanin daha once var oldugu, isgal ettigi, ama su anda sadece boslugunu biraktigi bir mekan... Ya da her mekan ayri bir mezar. Kapimin onundeki graduate study lab'a bakiyorum. Liz Lindsay Office... Kapisinda "If there is no way ahead, make one" yaziyor. Bu odadaki 16 cubicaldan kimler geldi gecti. Ya peki cevresindeki 6 oda...Hic bir zaman cenaze kaldirmayi sevmedim. Hasta yataginin basinda olume uzanan o son nefesin verilmesini beklemek de bana gore degil. Sevdigim insanlardan ayrilirken hic vedalasmadim. Bir cenazeyi kaldirmaktan farksiz. Arkadasligimizi ve ona dair her anin mezara gomuldugu o hazinli torendir vedalasma.
Simdi vedalasmadigim o arkadaslarin ardlarinda biraktiklari veyahut serpistirdikleri mezarlara bakarken ister istemez bir huzun yeli yaliyor ruhumu. Kapilmamak icin kendimi tutuyorum. Yelkenleri indirme zamani degil. Bu geminin cipa atmadan, halat baglamadan ugrayacagi daha cok liman var...
No comments:
Post a Comment