Tuesday, October 30, 2007

Ne neyi gerektirir

Dusunmek yazmayi gerektirir .Zira yazmadigin seyi dusunmenin sana getirecegi tek sey zaman kaybidir. Ha belki yazmaz ama yazdirirsin.... Bu mustesna. Yazmak ise dusunmeyi gerektirmez. Gunumuzden ornek vermek gerekirse tek cumlelik yarim phraseler ve ikiser satir araliklari ile yazilan gazete kosecikleri dusunmeden yazmanin ne demek oldugunu gozumuze gozumuze sokar. Lakin yazmak bir baska seyi gerektirir. O da fikrini ozgurce aciklayabilecegin, bir o kadar da anlatabilecegin, anlasilabilecegin hur bir ortam; saga sola cekilmeyecegin bir etik, cekildigin yerde yargilanmayacagin bir hukuk ve hepsinden onemlisi okuyucunun taviz vermemesi gereken bir ahlak anlayisi, iyi niyet ve analiz arzusu...

Ha bunlar eksik olursa ne olur... Memleketim gibi olur. Bunlar tam anlami ile tesis olursa ne olur? Bizler sInIrsiz fikir aleminde sayisiz ve kisitsiz fikirler ureterekten bunlari dogru bir sekilde tartisir, degerlendirir, tahlil eder, olcer, bicer ve kendimiz icin en dogru olani, en uygun sekili, ile, bize de uyarlanmis bir bicimde alir, adapte eder keyfimizi sureriz. Iste muasir medeniyet olma yolu da budur.

Memleketimde yasamanin yolu dusunebilen bir insan icin sabah sekizden aksam 10a kadar bezdirici bir calisma, akabinde uyku, hafta sonu playstation ya da alisveris, hafta ici de sacma sapan dizilerle beynin uyusturulmasindan, dusunme fakultelerinin terk edilmesinden geciyor... Iste bu da beni korkutuyor. Gurbet elde durum nasil derseniz... Televizyon ve playstation burda da var...

No comments: