Iste bu olur ne yazasin gelir, ne de icinden bisiler gecer...
Hani merak eder durursun, su dunyanin isleri hic mi duzelmeyecek... Onunde birikmis duran ve az ya da cok sabahlaya sabahlaya, kahveyle yikadigin midenin isyanina, beyninin zonklamasina aldirmadan ustesinden gelmeye calistigin islerinin yigildigi dag kumecikleri hic mi erimeyecek? Her cozulen sorunun ardindan baska bir yerden, helekine ummadigin bir yerden yeni bir sorun mu cikagelicek? Hani diyor benden icri ben, su insanlar ki bana sorunlar getiren, acip insanlardan uzaklassam daha bir rahat mi edicem?
Iste her 4 senede bir gecmise dair herseyi geride birakip yeni bir baslangica yelken acmamin sebebi de budur. Bana dert gibi gorunen, gecmisimi kolileyip evim diyebildigim yegane yere (ki artik benim evim de degil) gondermek aslinda bir lux mudur? Zira koliler acilmadiklari ya da acilmayacaklari gelecege dogru istirahate uzanip tozlanirken aslinda bir zamanlar kopmak istemedigim ama sonrasinda hatirlamaya usendigim gecmisimin detaylarini benden uzak tutmak disinda ne ise yariyorlar... Arada sirada tozlarini aralayip atilacaklari secmek icin acildiklarinda bir parca huzun, bir parca hatirlanan gecmis, atilacaklarin secilmesi, son kez ne zaman dokunulduklarinin dusunulmesi, kolilerin kapanmasi ve yeniden unutulmasi...
Gecmise dair seyleri unutmak mumkun olsaydi belki onu da yapardik. Denemedik degil, unutulmuyo. Elde olan sadece onlari yontup olmadiklari seylere benzetmek ve aslinda olmadiklari, icermedikleri anlamlara buruyup sonra da bunlara kendimizi inandirmak. Boylecene unutulmayan sey hatirlanmak istenmeyen sey halini alirken gecmise dair ne varsa bir sekilde anlamini yitirip siliklesiyo. Sanirim en guzeli bir yerden bir baska yere gocup durmak. Eskiye dair ne varsa kaldirip bir koseye yigmak, sorna da bir gun atilacaklari severken elinize gecen bir detayda o gunlerin guzelliklerini hatirlamak...
Tasinma zamani...
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment