Monday, November 26, 2007

I would keep my word, or would I?

Yukaridaki kliple kimseye bisey anlatma derdim yoktur... Sadece dinledikce gecmiste kalan biseyleri hatirlatir bana, uzak gecmiste kalan biseyleri... ve dahi gelecege donuk seyler de anlatir, gaibi tasvir eder... gibi gibi... Kisaca guzel sarkidir, klibi de bir o kadar guzeldir. En sonudna Hz.Isa'nin carimiha gerildigi sahneleri daha once gormemistim, ya da dikkat etmemisim. Ya da benim seyrettigim bir baska kopyada yoktu ve seyrettigim ama ekleme imkani olmayan bir baska kopyada vardi.

Gun gectikce, insan erdikce, akil kemale vardikca, hani biz insanlar farkli yollardan da baslamis olsak su hayat yuruyusune, kendimizi kaptirmissak akil ve kalbimizin kilavuzluguna, ayni yola cikiyoruz, ya da ayni yolun civarlarinda spiraller cizemeye basliyoruz. Aradigimiz sey, bulduklarimiza verdigimiz isimler, yukledigimiz anlamlar hepsi birbirine yaklasiyor. Guzel olanin aslinda ne oldugu, neyin degerli olup olmadigi...

Iste o gun... Baskalarina kendi hikayemi anlattigim o gun, icimde baskin olan his ne olacak... Beni korkutan sey de bu... Simdilik hayat kitabinin sayfalarina ilginc ve guzel seyler sigdiramadik.

Orta ikide iken okudugum bir parcada unlu Rus bir balet, hayat hikayesini "simdi bildiklerimi genckenbilmis olmayi ve o gun yaptigim hatalari yapmamis olmayi dilerdim" diye bitirmisti. Bir kac sene sonra da sanirim AIDS'den oldu. Bir zamanlar, gunu geldiginde soylemekten en cok korktugum cumleyi tekrar hatirladim yarim yamalak da olsa...

Bazi hatalari yapmamis olmayi, bazilarinin icine de hic bulasmamayi dilerdim... falan filan... :)

Thursday, November 22, 2007

This is an Irish story, so not a happy ending...

Bazi bazi

Yarim saattir belk idaha fazla bir suredir depresyon uzerine makaleler okuyorum. Sanirim balatalari bir yenilemenin vakti geldi. Bu yaz adam gibi tatil yapamamis ve deniz gormemis olmam sebep olsa gerek ki asiri derecede yorgunum ve Tanri biliyor graduate dersimin oldugu sali ve persembelerden ne derece nefret ediyorum. Ayaklarimi surumek az kalacak bir ifade, vucuduna 40 kursun yiyip de saga sola tutunarak ayakta durmaya calisan asker gibiyim su aralar. Her saniye biseyler ile savasmak zorunda kalmaktan bikmis, cevreden ve olan bitenden yari kopmus, yari kopma arefesinde, haline cok aldirmadan cevresinde kalan son guzel bi kac seye siki sikiya sarilmakta. Cok seyler tukettim su aralar... Neler tukettigim bana kalsin, surekli arayista olmak ve aradiginin ne oldugunu bilememek, ya da bilip de emin olamamak bendeki hal. Velhasil garip bir corbanin, iyice karismis ramenlarin tam ortasindayim.

Deli doktorumu hatirladim. Sanirim askerden once bir kez daha gormem gerekicek. Hayatta sevdigim ve ozledigim herkes uzun zamandir gormedigim insanlar. Gordugum insanlara karsi hissizim. Gormedigim insanlarsa rafine, herseyin en guzel halinde, kotu yanlarindan siyrilmis, uzakta oylecene diger biblolarla beraber vitrinde duruyorlar.

Gecenlerde bir ogrencim aglamakliydi. Aldigi not... Gozlerinin akinda pembeligi gordum, nemi... Ogrencilere not dagitmak vicdanima sigmiyor. Her sinavda biseyler eksiliyor sanki icimden. Herkese not dagitmak adil degil, not alamayanin gozleri ile bicak gibi.. Belki kendimi gordum, belki basarisizliklarimi...

Tuketiyoruz kendimizi. Gun be gun... Onemli olan neye karsi ne aldigin. Ben aldigimdan mutlu degilim. Verdigimden de... Garbage in, garbage out... Biseyleri degistirmek kendi ellerimde, biliyorum; ama her yerim o kadar cok kaniyor ki... Savasi gormektense, camurun icinde hayal gemileri yuzdurmek daha cekici. Belli ki yorgunum, hem de cok... ve her gelen, hayatima her katilan biraz daha yoruyor...

Uzun zaman once belletmenim "universite oyle bir degirmendir ki sizi alir, 4 sene cigner, cigner, ogutur sonra da oylecene bir yere turkurup birakir" demisti. Ne lisans ne master bunu bana yapamadi. Ama su anda tukenmis haldeyim. ne yaptim? hic bisi...