Hilmi Yavuz hoca, son yazilarindan birinde modern aydina dokundurmus hafiften... Saptamalarin uzerine eklenecek birsey bulamayinca ben de birazini secip asagiya ekledim...
"Bunlar (yazisinin genelinde elestirdigi bir kac kisi), Türkiye'nin son yirmi beş yılda ürettiği 'pseudo-aydın' tipinin mükemmel bir örneğidirler. Analitik bir zihin yapısından maalesef mahrum, ezberci ve aktarıcı bir okuryazar tipi! Bu 'pseudo-aydın'ların ortak özelliği, her alanda edebiyattan plastik sanatlara, müziğe ve siyasete kadar, gözboyayıcı büyük laflar etmek ve bu lafların hiçbirini sorgulamak, açıklamak ve temellendirmek gereğini duymamaktır. Türkiye'de ezberci eğitimin ürettiği okuryazar tipleridir bunlar;- ve kendileri gibi, verilen her şeyi sorgulamadan onaylayan ezberci okurlarla buluşurlar. André Gide'in 1931 tarihli günlüklerinden birinde şunları yazar: 'Bazı kitaplar vardır, bunları kimler okur, diye merak ederim. Sonra bazı insanlar vardır, bunlar ne okurlar, diye meraklanırım. Sonra birden bu iki imge zihnimde birleşiverir.' Bu gibilerin Türkiye'de 'aydın' sayılmaları, ancak o tipten okurlarla mümkün olabiliyor ne yazık ki!
Türk entelijansiyasının bir kesimi, maalesef, belagat budalasıdır. Sorgulama yok, açıklama yok, çözümleme yok, temellendirme yok! Salla gitsin! 'Bunu söylüyorsunuz ama, neden böyle?' sorusuna verecekleri cevap yoktur çünkü. Gerçek anlamda bilgilenerek ve bilgilendirerek sahici bir entelektüel olmanın zihinsel yükünü taşımak yerine, görünüşte şatafatlı, büyük ve boş laflarla bir 'entelektüel etkisi' ya da havası yaratmak! İşleri güçleri budur. Bunlar, gerçek entelektüelin 'komik mukallidi'dirler! Ve esefle söyleyeyim ki, Gresham kanunu işliyor entelektüel çevrede: Kötü entelektüel, iyi entelektüeli kovuyor! "
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment