Bugun bostayim. Sabahtan yapmam gereken isleri bitirip ondan sonra kendimi nadasa aldim. Yatiyorum tabiri caizse... Yatmanin en guzel yani dusunmek icin bolca vakit olmasi... Lakin onu da zayii etme konusunda uzmanlastim...
Vegas'i dusunuyorum. Tanri'nin kalplerden silindigi sehir. Ordan yola cikarak modern zaman medeniyetini dusunuyorum. Ordan komunizm-kapitalizm'in maneviyata bakan yanlarindaki benzerlige sasiriyorum. Bilgim sig, sosyolog degilim. Lakin az biraz bilgimle kafamda turettiklerime degineyim.
Alem, insanlarin yasadigi genel ve duzenlenmemis evren dersek, biz insanoglu tarih boyunca alemler icinde sistemler yaratmaya calismisiz. Sistem: Kontrol edilebilir, bir amaca yonelik duzenli topluluklar... Tanri insani yaratirken icinde makam-mansip aski da yaratmis. Dayanamayiz, yonetmek isteriz. Normal halk olmanin rahati cogu zaman batar bizlere. Cikalim baskalarinin tepesine, bagdas kurup oturalim, tebaamiza buyruklar yagdiralim; severiz...
Alemden sistem yaratma uzerine sivrilen iki plan: kapitalizm ve komunizm... Ucuncu bir plan belki de herseyi oldugu gibi birakmak, yani anarsizm. Lakin anarsizm mutlak sifir noktasi gibi birsey, ne eksiye duseceksin ne artiya cikacaksin. Yani her mutlak ve teorik nokta gibi, ulasilmasi imkansiz, sapilmasi ise gayet imkanli bir referans.
Her sistem bir sekilde gorev dagilimi ve gorev dagiliminda kendilerine dusen gorevi eksiksiz yerine getirecek unsurlar, toplum noktasinda bakarsak da bireyler ister. Kimimiz doktor, kimimiz muhendis, kimimiz de cincon oluruz. Baska seyler de oluruz... Hepsi lazimdir. Ama hepsi icin vaktiyle kanalize olmak, tuttugumuz yolda sebat etmek, sonra da pisman olup baska yollara seyirtip imrenmek lazimdir... Muhendis oluruz sonra sosyal bilimci gibi ahkam keseriz. Isletmeci olur sporculara akil keseriz vs...
Onemli nokta surasi ki, hepimiz, parcasi oldugumuz sistemde bize dusen gorevi eksiksiz yapmamiz gerekir. En iyi sekilde... Peki bu nasil saglanir? Isci psikolojisinde bir nokta vardir: monoton ve mutad isleri cok dusunebilecek insanlara yaptiramazsiniz. Bir sure sonra isin sIkIciligi bireyi hayallere dalmaya sevk eder. Ya da bir sure sonra kisi yaptigi seyi neden yaptigini sorgulamaya baslar. Askerlikte de onemli olan sey, bu "neden" sorusunun olusmasini onlemek, bireyi sorgulamadan itaat eder hale getirmektir. Komunizm, cok incelememis olsam da bireyin butun manevi alemini yok edip yeniden sekillendirmeye calisirken Tanri kavrami yerine Devlet kavramini koyar. Birey, o en onemli sorular olan neden yasiyorum, nereye gidiyorum, bu yaptigim isi neden yapiyorum, bu is beni hayat gailemde nereye tasimaya yariyor sorularinin yerine cevaplar turetir, cogu zaman da uydurur (burda komunizmin ekonomik modeli uzerine girmiyorum). Bu cevaplar cogu zaman sloganlar, toplu egitimler, heykeller, cafcafli torenler haline gelir...
Kapitalizm, bize gostermese de, mevcut sistemin bakaasi, yonlendirilebilmesi, yonetilebilmesi icin yine ayni hayati sorularin cevaplarinin turetilmesinin, arastirilmasinin onune gecmekle yukumlu gorur kendini. Din serbesttir, ama kim inanir kitapta yazanlara? Yaratilisin yerine "Evrim" mekanizmasi getirilip oturtulmustur. Evrim'in teori oldugunu soylemeye durun hele, oyle sacma argumanlarla bombalarlar ki sizi! Guya evrim teori olmasina ragmen farkli bir teoridir, diger teoriler gibi degildir, mutlak dogru gibi biseydir... Aksini iddia etmek ya da (gosterilen) dellillerini sorgulamak bile bagnazlikla esdegerdir.
Kitaba inanmaktan sonraki adim, kalbe inanclari tesis etmek ve abd ile Mabud arasinda manevi bagi tesis etmek. Onun da caresi vardir. Kalp oyle seylerle doldurulur ki Mabud' a bir kosecik yer kalmaz. Insanligin yucelttigi her bir deger ya siglastirilir ya bayagilastirilir. Hani o eskilerin romanlarinda anlata anlata bitiremedikleri, ugruna olup bittikleri ask basit bir ten sehvetine donusturulur. Guzeller pesinde kosmak, her gule konmak, her baldan tadmak, cebini bol bol doldurmak, eglenip sefa surmektir modern insanin ajandasi... Aksini mi savundunuz? Cag disisiniz... Hani deger verdiginiz insanlar bile sirtini doner size... Yardimlasmak? Veriyorsaniz enayisiniz! Bunu ispat etmek icin her turlu insan cephesini tutmus, tetikte bekliyor.
Inandiginiz, guvendiginiz ya da henuz tanisma serefine erisemediginiz tum degerler tek tek tukenip demode oldugunda, tutanabileceginiz iki sey kaliyor: Para ve makam... Iste modern dunya kapitalizminin biz insanlari gem altinda tutmak icin kullandigi iki buyu...
Vaktimizi, hayatimizi satiyoruz bir miktar para icin. Isimiz bizim hayatimiz oluyor makam atlama adina. Yaptigimiz sey bizi hangi "neden" sorusunun cevabina goturuyor dusunmuyoruz. (cogul yazdim ama kendimi kast ediyorum, ustunuze alinasiniz gibi bi gayem yok) Aslinda hic birisine goturmuyor. Bir uykudayiz, gelecegi dusunmedigimiz, an'i yasadigimiz bir uyku bu. Gecici seylerle eglendiriyoruz kendimizi, gecici ask, gecici servet, gecici makam... Servet bir krizle silinip gidiveriyor. Ask sonup gidiyor... Dun prestijiniz olan makam, yarin kaybettiginizde depresyonunuzun sebebi oluveriyor.
Hayatin anlamini bir faninin bedeninde aradigimiz her seferinde, donup dolasip geldigimiz yer yoklugunun arkada biraktigi bosluk, elem, sitem... Kalb denen sey inis cikislarda vakit gecirsin diye yaratilmamis, belli... Inislerin acisi cetin... Kalb, stabilite istiyor. Stabilite ise sirtini fani, yuzunu baki olana cevirmekle mumkun. Kitaplar bana bunu soyluyor yillardir. Lakin bilmiyorum, Baki'yi Mutlak'a bakmaktan dur olmadan fani alemle nasil basa cikilir? Ask'i fani ve Ask'i Baki nasil ayni kalpte ikame ettirilir. Bunun cevabini bulana kadar sultanliga devam...