Su 28 yillik hayatimda ve onca seyi okuyup ogrendikten sonra sunu anladim ki...
Aydin bir insan olmak icin once ogrendigim herseyi bastan suphelere bogmak , sonra herseyi sorgulamak, sorguladiklarimi kesfetmek, kesfettiklerim uzerinde dusunmek, akil suzgecinde eleyip mantik terazisinde bir guzel tarttiktan sonra evet demeliyim... Butun bir hayatimiz uzerine bize anlatilan hersey yalan, hersey duzmece... Dogru bilgi bir servet, bir zenginlik... Hic bir zenginlik gibi de bedavadan uzerine konmak, anadan babadan edinmek, kasik kasik yiyip gaz cikarmadan sindirmek mumkun degil.
Aydin insan, kendisine ogretilen ya da sunulan her bilgiden yeri geldiginde suphe etme, yeri geldiginde vazgecme, sirtin geri donme, unutup reddetme cesaretini ve kustahligini edinmis insan... Yeri geldiginde kendiyle celisip bilgilerini hallac pamugu gibi atmayi goze alamayan insana aydin demek ne mumkun? Tecessusun dimagi minciklamadigi, buhranlara suruklemedigi bir ruh neyle aydinlanir?
Yazili ortamlarda donup duran laf kalabaligina bakiyorum... Bizi bu hale getiren ne? Insan nasil siglasabilir? Nasil siglastirili?
Diyorum ki memleketimdeki egitim sistemi bir zehir... Insanlari dusun(e)mez bireylere ceviriyor. Dusunmuyoruz, tartisamiyoruz... , konusamiyor, ifade edemiyor, ogrenemiyor, paylasamiyor, gelistiremiyoruz. Gelistiremedigimizden de ha bire ithal ediyoruz, hem de en onemli ve elzem seyi: fikri... uzerimize uymayan kiyafetler icinde kosmaya calisan cocuklar gibiyiz. ha bire mansetlere takiliyor, pacalara basip dusuyor, sagdaki soldaki tegel igneleri ile oramizi buramizi kanatiyoruz. uzerimize uymuyor batinin fikirleri. 501'i kendine yakistirmaya calisan 1.60'lik yurdum kizlari gibiyiz. mahalledeki terziyi yeniden kesfetmek zorunluluk...
lakin biz biziz... degismeden once kesfedilecek kocaman bir "kendimiz" var... kendimizi bilirsek nereye ve nasil gidecegimizi bulmak daha kolay...
No comments:
Post a Comment