if your bandwidth is ok with downloading this 10 mins video, please see it! It is heavenly good
Tuesday, May 27, 2008
Thursday, May 22, 2008
Ivy - Edge of the Ocean
Akdenizin burnumuzda tuttugu, hayallerimize bile giremedigi su gunlerde hafiften Cafe Del Mar havasina girmek de fena olmaz hani...
Labels:
gelip de gitmeyenler,
gidemeyenler,
icimdeki ipod
Wednesday, May 21, 2008
Korsan Portakal
3 kusur seneden sonra ve hafizadan kazimak icin sunice beslenen nefrete ragmen gecenin yarisinda dolabin icinden portakal almak icin uzandigimda aklima gelen "korsan portakal" lafi...
Demek ki hafizanin fitrati kazinmaya, silinmeye, yok edilmeye direncli yaratilmis.
Demek ki hafizanin fitrati kazinmaya, silinmeye, yok edilmeye direncli yaratilmis.
Labels:
gelip de gitmeyenler,
gidemeyenler,
Hayatin Icinden
Monday, May 19, 2008
4 mins
Hani diyolardi: "thirties are new twenties and fourties are new thirties" diye... Bu kadin her sene genclesiyo... Acaba kullandigi ilaclar biz yaslandigimizda "commercially available" ya da "affordable" olur mu? Bana degil canim, hanima... :)
Monday, May 12, 2008
Korku
Su aralar icimde hafiften bir korku var. Global kriz dedikleri su makro alemde ufuklari karartan, denizleri cirpistiran bilinmez nane mikro aleme kendini yansittikca, yani sirketim bir baska sirket tarafindan alinma esiginde dolandikca, yani benim pozisyonum sallantiya girdikce, hadisenin siddet ve vehmini daha iyi dusunebilme firsatim oluyor. Yine de zihnim acik ve net degil. Zira daha ogrenilecek ve dusunulecek, farkina varilacak, belki de sansim varsa kesfedilecek cok sey var.
Uzun zamandir soylenegelen seyler var... Hani cogunlukla kulagimi kapadigim, "tu kaka" dedigim taraftan... Solun, kendini fanatizme ve ideolojik masturbasyona kaptirmamis bir kesiminden gelen ses 20.yuzyili guc bela geciren bati medeniyetinin varligini 21.yuzyila tasiyamayacagi uzerine... Hulasasina gelince...
Bu konuda meseleye cok vakif degilim, okunasi cok sey var onumde. Lakin Bati medeniyetinin gorunen yuzunde her ne kadar "modern" (daha ziyade "populer" demeyi tercih ederim) dunyanin tum fikirsel ve bilimsel icatlari, kesifleri seyre sunulsa da, ozunde siddetli bir somurme hirsi oldugu asikar. Bati, son bir kac yuzyil boyunca ic dinamiklerinin hizla urettiklerinin ve tukettiklerinin ikamesini cogunlukla kendi disindaki toplumlari somurerek sagladi. Portekiz ve Ispanya icin Latin Amerika, Fransa icin Kuzey Afrika ve Guneydogu Asya, Ingiltere icin Dunyanin dort bir yani ve Hindistan, ABD icin ise akliniza gelebilecek her yer... Rusya'nin da Komunist oldugu ve olmadigi donemlerde pek bir farki yoktu bu evvelki devletlerden. Bu gune gelindiginde, somurulecek yer kalmamis gibi gorunse, veyahut ayyuka cikan beceriksizlikler (Iraq ornegi) butun Dunya'nin diline dusse de, sistem kendi carkini, yavas yavas, ama bu sefer tum insanligi tehdit ederek dondurmeye devam ediyor.
Daha evvelinde somurge devletlerinin metodlarindan ve tahribatindan yalniz ve yalniz somurulen toplumlar "suffer" eder, somurgen toplum transfer ettigi refahi bir sekilde kendi icinde ve cevresindekilerle paylasarak (bu paylasmanin adil oldugunu iddia etmiyorum, sadece bir paylasmanin oldugunu one suruyorum) kendi refahini "transferin hic olmamasi durumuna gore nispeten" artirirdi. Dolayisi ile modern dunyanin ekonomisinin carklarini donduren, veya sisteme dahil olan somurgen devletin carklari islerken, sisteme dahil bile olamamis, ya da sisteme etkisi eser derecede olan somurulen halkin sikintisi sistemde bir "disturbance" yaratmazdi. Bati medeniyetinin can suyunu saglayan bu sistem var oldugu surece Bati, naynak bulmakta hic zorlanmadi. Ikinci dunya savasi sonrasinda olusan borclanma ekonomisinde ise Bati, nispeten kaybettigi kaynaklarin yerine kontrollu borclanma yontemine giderek, dusuk faiz oranlari ile bir sekilde minimum marjinlerde de olsa kendi disindaki medeniyetlerin ve unsurlarin kaynaklarini kendine transfer etmeyi basardi. Bugun ise uc sorun gozume carpiyor: 1.Borclanma ve borca karsilik zenginlik uretme sisteminde denglerin bozulmasi 2.Batinin zenginlik transferinde metod olarak kullandigi "kaba gucun" mutlak ustunlugunun ve ikna kabiliyetinin Irak hezimetinden sonra sorgulanir hale gelmesi 3.Batinin, disa donuk somurge sisteminin artik ice donuk bir sekilde calismaya baslamasi...
Birinci ve ikinci mevzuular uzerinde cok laf etmek gereksiz. Bunlar yeterince islendi... Hindistan, Cin ve uzak dogu Asya; eskiden Bati'nin elinde olan sanayii uretimini ve yuksek teknoloji ile elde edilen katma degeri kendi cografyasina cektikce, Batinin deger uretme noktasinda fakulteleri bir bir el degistirmis oldu ki Bati artik uretmek yerine borclanarak tuketmeyi surdurmeye calismaktadir. Ikinci mevzuuda artik denebilir ki en gucsuz bir devlet bile kaynaklarini korumada koca bir devlete kafa tutabilir ve onun ekonomisini icinden cikilmaz bir darbogaza surukleyebilir. Ucuncu mevzuu ise onemli olan...
Zaman gazetesi iki gundur Hedge Fonlari uzerinde duruyor. Bu yazilari okumanizi tavsiye ederim. Bu yaziya yarin devam ederim saniyorum... Gec oldu, yarina egitim var. Hem gazetedeki son kismi da okuyup biraz daha uzerine bisiler devirip oyle yazmak istiyorum.
Bu yeni taddaki yazilar ne kadar surer bilemem... Gelen ziyaretciler sacma sapan keywordlerle dusuyor artik... benim de tadim kaciyo...
Uzun zamandir soylenegelen seyler var... Hani cogunlukla kulagimi kapadigim, "tu kaka" dedigim taraftan... Solun, kendini fanatizme ve ideolojik masturbasyona kaptirmamis bir kesiminden gelen ses 20.yuzyili guc bela geciren bati medeniyetinin varligini 21.yuzyila tasiyamayacagi uzerine... Hulasasina gelince...
Bu konuda meseleye cok vakif degilim, okunasi cok sey var onumde. Lakin Bati medeniyetinin gorunen yuzunde her ne kadar "modern" (daha ziyade "populer" demeyi tercih ederim) dunyanin tum fikirsel ve bilimsel icatlari, kesifleri seyre sunulsa da, ozunde siddetli bir somurme hirsi oldugu asikar. Bati, son bir kac yuzyil boyunca ic dinamiklerinin hizla urettiklerinin ve tukettiklerinin ikamesini cogunlukla kendi disindaki toplumlari somurerek sagladi. Portekiz ve Ispanya icin Latin Amerika, Fransa icin Kuzey Afrika ve Guneydogu Asya, Ingiltere icin Dunyanin dort bir yani ve Hindistan, ABD icin ise akliniza gelebilecek her yer... Rusya'nin da Komunist oldugu ve olmadigi donemlerde pek bir farki yoktu bu evvelki devletlerden. Bu gune gelindiginde, somurulecek yer kalmamis gibi gorunse, veyahut ayyuka cikan beceriksizlikler (Iraq ornegi) butun Dunya'nin diline dusse de, sistem kendi carkini, yavas yavas, ama bu sefer tum insanligi tehdit ederek dondurmeye devam ediyor.
Daha evvelinde somurge devletlerinin metodlarindan ve tahribatindan yalniz ve yalniz somurulen toplumlar "suffer" eder, somurgen toplum transfer ettigi refahi bir sekilde kendi icinde ve cevresindekilerle paylasarak (bu paylasmanin adil oldugunu iddia etmiyorum, sadece bir paylasmanin oldugunu one suruyorum) kendi refahini "transferin hic olmamasi durumuna gore nispeten" artirirdi. Dolayisi ile modern dunyanin ekonomisinin carklarini donduren, veya sisteme dahil olan somurgen devletin carklari islerken, sisteme dahil bile olamamis, ya da sisteme etkisi eser derecede olan somurulen halkin sikintisi sistemde bir "disturbance" yaratmazdi. Bati medeniyetinin can suyunu saglayan bu sistem var oldugu surece Bati, naynak bulmakta hic zorlanmadi. Ikinci dunya savasi sonrasinda olusan borclanma ekonomisinde ise Bati, nispeten kaybettigi kaynaklarin yerine kontrollu borclanma yontemine giderek, dusuk faiz oranlari ile bir sekilde minimum marjinlerde de olsa kendi disindaki medeniyetlerin ve unsurlarin kaynaklarini kendine transfer etmeyi basardi. Bugun ise uc sorun gozume carpiyor: 1.Borclanma ve borca karsilik zenginlik uretme sisteminde denglerin bozulmasi 2.Batinin zenginlik transferinde metod olarak kullandigi "kaba gucun" mutlak ustunlugunun ve ikna kabiliyetinin Irak hezimetinden sonra sorgulanir hale gelmesi 3.Batinin, disa donuk somurge sisteminin artik ice donuk bir sekilde calismaya baslamasi...
Birinci ve ikinci mevzuular uzerinde cok laf etmek gereksiz. Bunlar yeterince islendi... Hindistan, Cin ve uzak dogu Asya; eskiden Bati'nin elinde olan sanayii uretimini ve yuksek teknoloji ile elde edilen katma degeri kendi cografyasina cektikce, Batinin deger uretme noktasinda fakulteleri bir bir el degistirmis oldu ki Bati artik uretmek yerine borclanarak tuketmeyi surdurmeye calismaktadir. Ikinci mevzuuda artik denebilir ki en gucsuz bir devlet bile kaynaklarini korumada koca bir devlete kafa tutabilir ve onun ekonomisini icinden cikilmaz bir darbogaza surukleyebilir. Ucuncu mevzuu ise onemli olan...
Zaman gazetesi iki gundur Hedge Fonlari uzerinde duruyor. Bu yazilari okumanizi tavsiye ederim. Bu yaziya yarin devam ederim saniyorum... Gec oldu, yarina egitim var. Hem gazetedeki son kismi da okuyup biraz daha uzerine bisiler devirip oyle yazmak istiyorum.
Bu yeni taddaki yazilar ne kadar surer bilemem... Gelen ziyaretciler sacma sapan keywordlerle dusuyor artik... benim de tadim kaciyo...
Friday, May 2, 2008
Policy Degisikligi
Merhabalar Bu Sayfanin Okuyuculari
Bundan sonra "yayin politikamizi" degistirip laylaylom habercilikten yari ciddi despot bir habercilik cizgisine kayma karari aldik efenim. Zaman bunu gerektiriyor... Malum, yurt ici medyada ipler despot habercilerin elinde... Lakin bizim despotlugumuz gundemi belirlemekten yana olmayacak, zaten oyle bir luksumuz de yok, haddimizi biliriz. Sadece gundemi isgal eden ya da edemeyen, ama surekli gundeme tasinan bazi konularda goruslerimizi aktaricaz. Okuma ve okutma noktasinda "Deli Dumrulculuk" oynayacak degiliz. Yazilarimiza devasa zamanlar ayirip ozellesmis arastirmalar da yapmayacagimiz, bu sayfalarin yazari da siddetli unutkanliktan muzdarip olmasindan mutevellid cok da bir dagarciga sahip olmadigindan yazilarimiz genelde calakalem olacak. Uslubumuz Bukowski'nin az mektep, murebbii gormusu... Yani medyadaki yazilarin %80'i ile kafa kafayayiz. Kahvehane agzina bulasmayacagimiz icin belki bir %50sini ilk etapta eliyoruz bile. Hatta "onbasi yazar", "postal yalayici", "kalemsor" gibi sifatlarimiz olmadigi icin kalan %30un da 20 puanlik diliminden daha nitelikli yazilara imza atacagimiz ihtimal. Bu basit aritmetik bizi Bab'i ali'nin en tepe 30%luk dilimi icine yerlestirmeye yetiyor. Gozumuz yukarlarda degil, lakin asagidakilerin halini gordukce de icimiz parcalanmaz.
Gelelim despotizm kismina... Burda Aga benim, (gelen olursa) yorumlari onaylayip acacak da degilim. Kafama gore, ister elerim, ister silerim, ister secerim...
Neyse, 6 saat sonra New York'a ucusum var. Simdilik sadece acilisi yapalim.
Vira Bismillah
Bundan sonra "yayin politikamizi" degistirip laylaylom habercilikten yari ciddi despot bir habercilik cizgisine kayma karari aldik efenim. Zaman bunu gerektiriyor... Malum, yurt ici medyada ipler despot habercilerin elinde... Lakin bizim despotlugumuz gundemi belirlemekten yana olmayacak, zaten oyle bir luksumuz de yok, haddimizi biliriz. Sadece gundemi isgal eden ya da edemeyen, ama surekli gundeme tasinan bazi konularda goruslerimizi aktaricaz. Okuma ve okutma noktasinda "Deli Dumrulculuk" oynayacak degiliz. Yazilarimiza devasa zamanlar ayirip ozellesmis arastirmalar da yapmayacagimiz, bu sayfalarin yazari da siddetli unutkanliktan muzdarip olmasindan mutevellid cok da bir dagarciga sahip olmadigindan yazilarimiz genelde calakalem olacak. Uslubumuz Bukowski'nin az mektep, murebbii gormusu... Yani medyadaki yazilarin %80'i ile kafa kafayayiz. Kahvehane agzina bulasmayacagimiz icin belki bir %50sini ilk etapta eliyoruz bile. Hatta "onbasi yazar", "postal yalayici", "kalemsor" gibi sifatlarimiz olmadigi icin kalan %30un da 20 puanlik diliminden daha nitelikli yazilara imza atacagimiz ihtimal. Bu basit aritmetik bizi Bab'i ali'nin en tepe 30%luk dilimi icine yerlestirmeye yetiyor. Gozumuz yukarlarda degil, lakin asagidakilerin halini gordukce de icimiz parcalanmaz.
Gelelim despotizm kismina... Burda Aga benim, (gelen olursa) yorumlari onaylayip acacak da degilim. Kafama gore, ister elerim, ister silerim, ister secerim...
Neyse, 6 saat sonra New York'a ucusum var. Simdilik sadece acilisi yapalim.
Vira Bismillah
Subscribe to:
Posts (Atom)
