Sunday, August 31, 2008

5 Sene Evvel... Eski Ramazanlar

Ahmet Ozhan eski Ramazanlara methiyeler duzmeyi elestirmis... Varsin duzelim biz...

5 sene evveli idi... Mississippi'deki ilk gunlerim. Ne arabam var ne de selam sabah eden bir arkadasim. Iki eleman, birbirine kerhen katlanan, ayni evi paylasmakta, gul gibi gecinmesek de meseleleri hali altlarina supurerekten yasamaya gayret etmekteyiz.

Ramazan gelir... Yuvada bir basina kalmis kus tedirginliginde... Ilk defa gurbet elde oruc tutulacak. Menumuz mutevazi... Her oglen yedigimiz mikrodalgada sebze haslama ve ton baligini ihtimal ki artik sahurlari da hazirlayacagiz. Tutar mi bilinmez... derken Kerim Abi mail gonderiyor. Memlekettekilerden selam getirmis. Gormek istermis beni... Eywallah, yuzumde tebessum. Lakin nasil yapar ederiz, nasil agirlariz? Adamcagiz 10 saatlik yoldan, taa Texas'tan geliyor.

Kerim Abi neyse ki bana gelmedi. Benim oturdugum sehirden 1.5 saat otede oturan Lutfu kardesin evine surmus. Gece gece beni buldular, evimden aldilar. Iki kapili Mazda bir spor arabaya 4 kisi dolusup Mississippi'nin o saganak yagmurlarinda, yollara dokulen kuru yapraklara (yollari extra kayganlastirir) 3 saat kadar yol gittik. Lutfu'nun evine vardigimizda gece yarisini gecmisti. Hani ev gibi evde yasiyodu Lutfu. Evli degildi ama evindeki esyasi, sicak bir ev ortaminin havasini veriyordu. ABD'ye geldigimden beri gordugum ilk "ev gibi evdi" hani...

Oturduk, biraz lafladik. Sonra sahur yaptik. Kerim Abi baldan acti konuyu. Bal istedi... "Bir yere alismak, yasadigin yeri yadirgmamak icin oranin balini yemelisin once" dedi... O geceden beri evime bir kere bile bal almadim. Yaban ilde ilk defa sahur yaptik... Ve hep beraber olan son sahurumuzdu.

Ramazan icerisinde bolumdeki Pakistanli master ogrencisi Said bana camiiye gelip orda iftar acmak isteyip istemedigimi sordu. 15-20 gun boyunca beni her aksam Camii'ye tasidilar. Sebzeli ton baligi disinda sicak yemek ve helal et yeme firsatim oldu... Cennette gibiydim...

Eski Ramazanlar bir baskaydi... Evimizde bir basimiza sahur yapicaz bu gece...

Hey gidi hey... Iftara kultur dernegindeyim...

Bu Ramazan, farkli olmali... Hani aldigim nefesin, ictigim suyun zayii olmadigini hissedebilmeliyim. 30 yasimiza surda bir yildan az kaldi. Senai Abi'den bir alintiyla...

Son gün gelmeyecek sandım. Bitmeyecek sandım nefesimi. Aldandım. Dünlerin loş serinliğinden emzirdim mazeretlerimi. Uykuya yatırdım arayışlarımı. Uzakta sandım tükenişleri. Dudağıma değen zevâlleri, kalbimi kanatan yitişleri tatmaktan kaçtım. Ah ki, ayaklarımla kaçtığım akıbet ayak ucumdaymış meğer. Uyuyarak unuttuğum gerçek başucumda yastıkmış meğer. Ellerimle yakamdan ittiğim gerçekler avuçlarıma yazılmış meğer. Gözlerimi kaçırdığım kırılgan fotoğraflar kirpik uçlarıma çekilmiş meğer. Sözünü etmediğim, laf arasında zikretmediğim korkular, dilime damağıma dolanmış, sesime nefesime sinmişmiş meğer. Sırtımı döndüğüm hüzünleri omzumda taşırmışım meğer. Taze nefeslerimle uzağa üflediğim sızılar şah damarımda pıhtı pıhtı közlenirmiş meğer.


30 yasima atan bir kalp ile girebilmek uzere...

1 comment:

tiw said...

Bir edebiyat parcasi okur gibi okudum, ve eski ailecek toplanip yenilen ziyafetimsi ramazanlarin burnumda tuttugunu soyleyebilirim.. Sonra arkadaslarla toplanip Sultanahmet'e gittigimiz gunleri de hatirlarim. Evde, vataninda hissetmenin verdigi huzur ve guveni uzun zamandir yasayamayan, benimkine benzer duygulara sahip baskalarinin varligini bilmek guzel..