Monday, September 15, 2008

Las Vegas - Bir Fahisenin Yuzunde Hayatinin Anlaminin Yazildigi Sehir

Vegas'tan dondum. Gitmesi de gelmesi de zor olan bu sehir kafamda birbiri ile celisen izlenimler birakti.

Oncelikle Vegas'taki "herseyi" gormedim. Sadece "gormek istediklerimi" gordum. Bu gece vaktin darligi sebebi ile kisa kesicem.

Sehrin verdigi tad, pahali bir sampanya sisesinden Redbull icmekten cok da farkli degil. Goruntu benzer, tad benzer, koku deseniz hakeza, ikisi de kopuruyo lakin ikisi arasinda cok ciddi bir fark var... Birisi orjinal, oteki onun "dostlar alisveriste gorsun" dedirten bir kopyasi...

Sehrin kendine has bir mimarisi yok. Otel binalari basit, siradan, sade, seri ve hizli uretim Amerikan mimarisi... Otellerin Casino ve alisveris merkezleri ise iceriden ve disaridan pek cok taklitlerle donatilmis, hani anlamini cok bilmesem de "kitsch" birer kolossal "dukkan". Bunlarin arasinda en goze batani Venetian, disaridan en guzeli Bellagio, iceriden en guzeli ise Caesar Palace. Neler taklit edilmemis ki, Eyfel kulesi, Ozgurluk Aniti, Brooklyn Bridge, Sen Marko meydani, Venedik ve pek cok sey. Bellagio herhangi birseyin taklit edilmedigi ve guzel gorunen tek yer sanirsam. Ayni zamanda icinde sanat galerisi olan tek otel!

Caesar's Palace icinde Forum isminde bir alisveris merkezi var. Roma'nin en debdebeli donemlerinin canlanip modern mimari ile bulusarak geri dondurulmus hali. Gorulmesi gereken bir yer. Oyle bir alisveris merkezi ki iceriden cikmaniz neredeyse 2 saati alir (herhangi bir dukkana girmeden). Her ne kadar icindeki heykeller kopya olsalar da, dekor sizi farkli bir aleme goturmeye yetiyor. Venetian'in icindeki, ortasindan gondol surulebilen bir kanal gecen alisveris merkezi ise bana lise yillarimda ilk defa Bornova'da acilan ve her cuma banyo sirasi beklerken gittigimiz Kipa'nin sebze ve balik reyonunu hatirlatti. Ne alaka diyenler icin: Dekor amaci ile duvarlarin eski binalar seklinde tanzim edilmesini ilk defa orada gormustum. Yine de gorulesi bir yer!

Daha yazilacak cok sey var... Lakin benim gelmek istedigim nokta... Cuma aksami otelimden sehir merkezine yururken (yanlis yerde rezervasyon yaptirinca sehrin pek tekin olmayan bolgelerinden gecmeniz gerekebiliyor) yolda gordugum fahisenin yuzu...

O kirmizi isikta (belki de musterisini) bekliyordu. Ben de karsiya gecicektim. Arkadan gorunumu kendine guvenen, dik, yaptigi isten belki de gurur duyan bir "et". Ucuz lakin gosterisli pabuclari, kisacik sortu, uzerine belli belirsiz "minimum coverage" saglayan bustiyeri, kabartilmis saclari... Dikkat etmemis gibi davranarak arkasindan usulca yuruyup diregin kenarina, gececegim yolun en dibine yuruyup yesil isigi bekliyorum. Fahise arkamda... Gormemezlikten gelmeye calisiyorum. Uzerimdeki kiyafet "biraz kacamak biraz is cikisi nefes alma derdinde, kariyer sahibi genc" tadinda... En ufak bakisimi yakalamasi, hoslanmayacagim bir muhabbete gebe... Derken bir anda arkama donuyorum ve fahisenin yuzunu, yarim saniye bile surmeyecek bir sure boyunca goruyorum... Arkadan verdigi izlenim ile yuzunun verdigi izlenim kiyamet kadar farkli... Bana Vegas'i, modern dunyayi, gelecegi tasvir ediyor. Umutsuz, umidini a'na baglamis, kararmis, feri sonmus, utancindan goz cukurunun derinliklerine kacmis, orada kendini kaybettirmis kara goz bebekleri... Ve bu goz bebekleri ile kontrast belki de uyum icinde rengi, nuru, feri, kani kacmis; cokcana boyanmis, cokcana silinmis, asinmis, orselenmis bir yuz... Az once dimdik duran bu kadin bir anda gozumun onunde hayal meyal iki buklum bir acuzeye donuyor. Evvelinde tiksindigim bu "meslek erbabi" o anda bir insana donusuyor ve ona aciyorum. Para veresim gelmiyor, sehre inmeliyim, zaman kaybedemem...

Yuruyorum. Gorduklerimin resmini cekiyorum, hayran hayran bakiyorum. O kadin hayatin anlami uzerine bildiklerime bir fasikul daha ekliyor. Ne ekledeigini burda acik secik yazmayacagim. Hayatin anlamini arayanlar biraz daha goz nuru doksun ve aramaya devam etsin. Yok oyle uc kurusa bes kofte!

Vegas, Tanri'nin insanlarin kalbilden silindigi bir sehir. Hani sevgiliyi anlamak, onu bilmek, onu cozmek, onu tanimak icin bazen ondan ayri kalmak gerekir... Hayatin anlamini Tanri'nin yolunda arayanlar icin (beni de dahil edin) belki de Vegas bir ibret mekani... Olcuyu kacirmamak uzere!

No comments: