Uzun maratonun son ucusunda, yanima Ghanali bir bey oturuyor. Ucak haylice sarsiyor, surekli inis cikislar, sarsintilar, arada hafif hava bosluklari... "it is no less comfortable than a land rover ride" diyorum, guluyoruz...
Laf lafi aciyor... Ghana'dan kalkip Almanya'ya, insaat muhendisligi okumak icin gitmis. Sonra ABD'de finans uzerine master yapmis ve kalmis. Bir Alman sirketinde calisiyor. Almanya'dayken cok sayida Turk arkadasi varmis, doneri filan iyi biliyor. Persembe aksami icin sozlesiyoruz.
Laf donup dolaniyor... Ghana'dan is baktigini soyluyor. O da memleketi ozlemis. Ikimizin de cekinceleri ortak: Ulkemizden onca yil kopuk kaldik, kulturden uzaktik, oraya tekrar adapte olabilir miyiz? Overqualified olarak algilanma halinde, yine is bulabilir miyiz?
Hani demeyin abartiyosun diye, anneniz bile telefonda verdiginiz cevabi dinlemek yerine Turkce'nizi duzeltme ihtiyaci duyuyosa ve kendinizi bildiginiz iki dilde de tam olarak ifade edemiyorsaniz, ya da konusma Turkce'niz Ingilizce'niz kadar kiriksa, Alamanci moduna girmissiniz demektir.
Gelecek ayki memleket ziyaretini iple cekiyorum. Istanbul temali ufak bir sergi icin bir kac resim cekecegime de soz verdim. Mayis'ta da bir Montreal yapma ihtimali var. Bir sonra yasayacagim yer orda belli olabilir. Bakalim...
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment