Cuma gecesi DVD kusaginda gecen hafta Gran Torino gosterimdeydi. Filmin kendisi ayri guzel, hepsinden ote en sonundaki muzigi ayri guzel... Clint Amca'nin "Flags of Our Fathers" ve "Letters from Iwo Jima"'sini da seyretmistim, hepsinde ayni huzunlu hava... Ne diyim, filmden sonra Hill ve Paul amcalarin halini hatrini sorasim geldi. Arabalari oldugundan filan degil, ikisini de cok severdim, ikisi de savasi gormus insanlardi :)
Monday, June 29, 2009
Sunday, June 28, 2009
RIP ~ MJ
Kucuklugumde 'Smooth Criminal' videosunu cok severdim. O devirlerde anca haftada bir Sezen Cumhur Onal'in Muzik Yelpazesi'nde "Cukulata renkli sanatci" diye anons edilerek, veyahut 'Pop Saati' programinda cikardi videolari. Babam da benim icin videoya kaydetmisti. Kac yasindaydik kim bilir... Daha evvelinde moonwalk'u taklit etmeye calistigimi ve ayaklarimin altini yaktigimi hatirlarim. Hey gidi hey...
80lerden aklimda kalan kim vardiysa gidiyo birer birer... Bizse buyumeye devam...
80lerden aklimda kalan kim vardiysa gidiyo birer birer... Bizse buyumeye devam...
Wednesday, June 24, 2009
Tuesday, June 23, 2009
Saturday, June 20, 2009
Iran ve Yesil Devrim
Iran'da olup bitenler fazlaca karisik. Facebook'taki Iranli arkadaslardan ogrenebildigim kadari ile gencler daha ziyade ozgurlukler vaad eden Mousavi'yi destekliyor. Muhafazakarlar ise Ahmedinejad'i... Ahmedinejad daha ziyade populist ekonomik politikalari savunuyor; Mousavi ise bir entellektuel ve genc neslin kendisini desteklemesinin bir nedeni de "yardim" ekonomisi yerine kaynaklarin reel ekonomiye yatirilmasini onermesi. Boylece universiteli genclik, kendisini bekleyen ve ortadoguyu kavuran issizlikten pacasini kurtarmak istiyor.
Su anda C-Span'da, Ayetollah Khamenei'in Tehran Universitesi'nde gecen cuma gunu (TV'de soylediginden gore namaz sonrasi) gerceklesen konusmasi yayinlaniyor. ABD icin bu buyuk bir degisiklik. CNN'in web sayfasi ise, ABD halkinin oradaki gelismelere odaklandiginin bir gostergesi.
Konusma, berbat bir simultane tercume ile verildigi ve icerik oldukca sig oldugu icin soylenenleri es gecicem. Onun yerine biraz ortamin ve dinleyicilerin tepkisinin bende uyandirdigi izlenimden bahsedeyim.
Konusma, oldukca genis, ustu kapali ama yanlari acik bir alanda yapiliyor. Iceride izdiham olmamasi icin yer yer sirali sekilde celik bariyerler konulmus. Bir kosede Khamenei'in konusma yaptigi, oldukca suslu ve bu is icin tasarlanmis, dogu tarzinda bir kursu var. Demek ki salon, cami olarak tasarlanmamis. Salonun her tarafi bayraklarla cevrenlemis. Catidan ses ve isik sistemleri sarkiyor. Hareketli kamera, bu konusma icin ozel olarak, catida hareketli bir hatta monte edilmis. Bunun yanisira pek cok acidan kayit yapan 5-6 diger kamera var.
Insanlar 30 saniyede bir, Khamenei'in aralarinda, topluca tezahurata geciyor. Iceride 15 binden fazla, disarida da 5 bine yakin kisi bagdas kurmus oturmus. Ekseriya sakalli, kimisi kara ya da kahverengi cubbeler icinde, cogu orta yas ve uzeri insanlar. Tezahurat anlarinda herkes ayni anda sag yumruklarini kaldiriyor ve ayni sekilde salliyor, tek agizdan ayni seyi soyluyorlar. Alkis kesinlikle yok. Konusma uzadikca, tempo tutan insanlarin yuzundeki ifade, icapciliktan nefrete donusuyor. Konusma icerigi de zaten Iran'in kendi ic siyasetinden dis dusmanlarin emellerine, ozellikle Bati'ya, Bati'nin rejim uzerinde emellerine kayiyor.
George Orwell'i, ODTU'de tanidim. Bir yilbasi gecesi eve gitmemis, yurtta kalmayi tercih etmis, CS'de benimle ayni kaderi paylasan bir iki arkadasla zaman oldururken, Enis bir arkadasi ile cikageldi. Arkadasi Uludag Univ Kamu Yonetiminde okuyordu. Dersi biraktim, bir bucuk iki saat onu dinledim. Siyaset uzerine konustu, adetim olmadigi halde dinledim. Cok sey anlatti, ODTU'dekiler gibi fanatik ya da militan degildi. Doluydu ama bilgiyle; nefretle degil. Orwell'e geldi bir sekilde soz, daha once Animal Farm'in bir cizgi filmini seyretmistik kucukken; hepsi o.
Derken bir gun ders kitaplarindan kafami kaldirdigimda, kutuphane'de 1984'un kitabini buldum. Okudum. Filmini de aradim ama bulamadim. Bekledim, bekledim, derken bir kacak sitede buldum. Seyrettim, bir sahne kaldi aklimda. Winston, ait olmadigini hissettigi bir salonda, diger yoldaslarinin arasinda oturmaktadir. Karsilarindaki dev teleekranda Big Brother belirmekte, propaganda konusmalarinin ardindan once kendi ulkelerindeki izdirap ardindan esir edilen dusman askerleri gosterilmektedir. Topluluk cildirmis gibi, yumruklar sallanmakta, dusman goruntulerinin her belirisinde nefretten kudurmaktadir. Ardindan Big Brother'in goruntusu verilmekte, halk bu sefer sevgisinden aglamakta; boylecene de toplanti nihayetlenmektedir.
Khamenei konusmasinin sonunu, kendini devrim icin feda edenlere adadi ve onlardan anektodlar aktardi. Topluluktan ortak bir huzun, bir aglama, sizlanma sesi yukseldi... Akabinde de ayakta, topluca atilan, dusmanlarin lanetlendigi sloganlarla konusma nihayetlendi. C-Span, ayni gun cekilen ve sokaklardaki ayaklanmayi gosteren amator video goruntuleri ile yayini kapatti.
Din ve siyaset, ic ice girmemesi gereken iki buyuk kurum; hele ki halkin iradesinin bir rejimin golgesinde birakildigi toplumlarda. Yukaridaki satirlarda belli belirsiz anlatmaya calistigim ise, kati bir rejim, cetrefilli ve uzlasmaci olmayan bir siyasilerin yonetiminde ve hukuksuzluklarin ortulmesinde dinin kullanildigi durumlarda olusan yonetimin, aslinda kendisini tam karsisinda konuslandirdigi bir baska yonetimden (Iran Islam Cumhuriyeti vs Sovyetler Birliginin Stalinist donemi ya da Kuzey Kore'deki Kim Jong-il yonetimi) farki kalmadigi.
Bu blogdaki yazilarin icerigine pek uymadi ama bunu da yazdim. Neyse, herhangi bir tarafi desteklemiyorum.
Su anda C-Span'da, Ayetollah Khamenei'in Tehran Universitesi'nde gecen cuma gunu (TV'de soylediginden gore namaz sonrasi) gerceklesen konusmasi yayinlaniyor. ABD icin bu buyuk bir degisiklik. CNN'in web sayfasi ise, ABD halkinin oradaki gelismelere odaklandiginin bir gostergesi.
Konusma, berbat bir simultane tercume ile verildigi ve icerik oldukca sig oldugu icin soylenenleri es gecicem. Onun yerine biraz ortamin ve dinleyicilerin tepkisinin bende uyandirdigi izlenimden bahsedeyim.
Konusma, oldukca genis, ustu kapali ama yanlari acik bir alanda yapiliyor. Iceride izdiham olmamasi icin yer yer sirali sekilde celik bariyerler konulmus. Bir kosede Khamenei'in konusma yaptigi, oldukca suslu ve bu is icin tasarlanmis, dogu tarzinda bir kursu var. Demek ki salon, cami olarak tasarlanmamis. Salonun her tarafi bayraklarla cevrenlemis. Catidan ses ve isik sistemleri sarkiyor. Hareketli kamera, bu konusma icin ozel olarak, catida hareketli bir hatta monte edilmis. Bunun yanisira pek cok acidan kayit yapan 5-6 diger kamera var.
Insanlar 30 saniyede bir, Khamenei'in aralarinda, topluca tezahurata geciyor. Iceride 15 binden fazla, disarida da 5 bine yakin kisi bagdas kurmus oturmus. Ekseriya sakalli, kimisi kara ya da kahverengi cubbeler icinde, cogu orta yas ve uzeri insanlar. Tezahurat anlarinda herkes ayni anda sag yumruklarini kaldiriyor ve ayni sekilde salliyor, tek agizdan ayni seyi soyluyorlar. Alkis kesinlikle yok. Konusma uzadikca, tempo tutan insanlarin yuzundeki ifade, icapciliktan nefrete donusuyor. Konusma icerigi de zaten Iran'in kendi ic siyasetinden dis dusmanlarin emellerine, ozellikle Bati'ya, Bati'nin rejim uzerinde emellerine kayiyor.
George Orwell'i, ODTU'de tanidim. Bir yilbasi gecesi eve gitmemis, yurtta kalmayi tercih etmis, CS'de benimle ayni kaderi paylasan bir iki arkadasla zaman oldururken, Enis bir arkadasi ile cikageldi. Arkadasi Uludag Univ Kamu Yonetiminde okuyordu. Dersi biraktim, bir bucuk iki saat onu dinledim. Siyaset uzerine konustu, adetim olmadigi halde dinledim. Cok sey anlatti, ODTU'dekiler gibi fanatik ya da militan degildi. Doluydu ama bilgiyle; nefretle degil. Orwell'e geldi bir sekilde soz, daha once Animal Farm'in bir cizgi filmini seyretmistik kucukken; hepsi o.
Derken bir gun ders kitaplarindan kafami kaldirdigimda, kutuphane'de 1984'un kitabini buldum. Okudum. Filmini de aradim ama bulamadim. Bekledim, bekledim, derken bir kacak sitede buldum. Seyrettim, bir sahne kaldi aklimda. Winston, ait olmadigini hissettigi bir salonda, diger yoldaslarinin arasinda oturmaktadir. Karsilarindaki dev teleekranda Big Brother belirmekte, propaganda konusmalarinin ardindan once kendi ulkelerindeki izdirap ardindan esir edilen dusman askerleri gosterilmektedir. Topluluk cildirmis gibi, yumruklar sallanmakta, dusman goruntulerinin her belirisinde nefretten kudurmaktadir. Ardindan Big Brother'in goruntusu verilmekte, halk bu sefer sevgisinden aglamakta; boylecene de toplanti nihayetlenmektedir.
Khamenei konusmasinin sonunu, kendini devrim icin feda edenlere adadi ve onlardan anektodlar aktardi. Topluluktan ortak bir huzun, bir aglama, sizlanma sesi yukseldi... Akabinde de ayakta, topluca atilan, dusmanlarin lanetlendigi sloganlarla konusma nihayetlendi. C-Span, ayni gun cekilen ve sokaklardaki ayaklanmayi gosteren amator video goruntuleri ile yayini kapatti.
Din ve siyaset, ic ice girmemesi gereken iki buyuk kurum; hele ki halkin iradesinin bir rejimin golgesinde birakildigi toplumlarda. Yukaridaki satirlarda belli belirsiz anlatmaya calistigim ise, kati bir rejim, cetrefilli ve uzlasmaci olmayan bir siyasilerin yonetiminde ve hukuksuzluklarin ortulmesinde dinin kullanildigi durumlarda olusan yonetimin, aslinda kendisini tam karsisinda konuslandirdigi bir baska yonetimden (Iran Islam Cumhuriyeti vs Sovyetler Birliginin Stalinist donemi ya da Kuzey Kore'deki Kim Jong-il yonetimi) farki kalmadigi.
Bu blogdaki yazilarin icerigine pek uymadi ama bunu da yazdim. Neyse, herhangi bir tarafi desteklemiyorum.
Wednesday, June 17, 2009
"Honeymoon is over baby, so why dont you kill me?"
if you are married to your job, or you have to live like that no matter what, then the day you return to a full pace or exceed it, is the day that marks the end of your "honeymoon" after an involuntarily extended vacation. The only song that keeps playing in my mind is Loser by Beck...
I keep repeating: "Honeymoon is over baby, so why dont you kill me?"
I keep repeating: "Honeymoon is over baby, so why dont you kill me?"
Tuesday, June 16, 2009
"End of the honeymoon"
Bizim managerin bu aksam gelecegini ekipteki diger analistle birlikte ogrendikten sonra, aramizda son kez kaynatiyoruz: "It is the end of the honeymoon" diyor. Ozellikle benim icin dogru. 7 haftadir leyla leyla yasayip gidiyordum; halimden de pek memnundum. Yogun tempoya geri donuyoruz. Onumde dag gibi yapilasi is var...
Patronu havaalanindan aliyorum. Onun Istanbul izlenimleri ile benimkiler cok farkli. O, "insanlar geriye gitmis, gericilik almis basini gitmis" diyor. Ben diyorum ki "gordugun sey sadece kabuktan ibaret, insanlar iclerinde ne idilerse o olmaya devam ediyorlar." Ekliyorum, "bu gittigimde ben de cok sasirdim." Sasirdigim seyi ise anlatamiyorum... Kelimelere dokulmuyo. Belli ki cok da dusunmemisim uzerine...
Kendimden biliyorum, oyle goruyorum, belki de oyle zannediyorum. Insanlar yuzlerine iclerine degil dislarina donmusler... Ne olduklari degil sanki onemli olan... Referans noktasi kendi icinde olmali insanin, disarilarda aramak beyhude. O zaman sayisiz referans noktasi cikar ki, ilerleme hissini edinebilmek icin adim atmak yerine referans noktani degistirmek yeterli olur...
Sunday, June 14, 2009
Friday, June 12, 2009
2009 NHL Stanley Cup Champions: Pittsburgh Penguins!
Bu aksam hayatimda gordugum en mukemmel hockey macinda Pittsburgh Penguins, gecen sene yine final musabakasinda deviremedigi Red Wings'i yedinci ve son macta 2-1'lik skorla yenip sampiyonluga ulasti.
Bu senenin bir baska ozelligi de NFL'de sampiyonlugu yine bir Pittsburgh takimi olan Steelers'in 6. kere kazanmis olmasi. Pittsburgh'un yeni slogani: "City of Champions"...
Thursday, June 11, 2009
Kurosawa
Ilk seyredemedigim Kurosawa filmim "7 Samuray"'di... Ilk okuldaydim ve film yatma saatimden sonra baslayip bizimkilerin yatma saatinden sonra bitiyodu. O devirlerde gec saatte bir filmi seyredebilmek icin ogle uykusuna yatardim eger sabahciysam. Sanirim bu film icin onu da kabul ettirememistim. Bizimkiler videoya cekiceklerdi guya, ama babam da dayanamayip uyumus...
Bu aksam NHL finalini seyretmek icin kanallari ararken (final yarinmis) denk geldim 7 Samuray'a. Roller, karakterler ve muzikler cok guzel. Yonetmen zamani uzun uzun, karakterlerin islenisinden taviz vermeden kullanmis. Ardindan Kagemusha'yi yayina verdiler. Shingen Takeda'nin olumunden sonra yerine gecen dublorun yasadigi celiskiler. Kurosawa 80lerin basinda bu filmi yapmak icin kendi ulkesinden finans bulamayinca Lucas ve Coppola'dan yardim almis.
Kucukken Shingen Takeda'nin hayatini anlatan bir dizi oynardi cumartesi gunleri televizyonda. Kacirmazdim. 4 kelimelik bir slogani vardi: Ruzgar, Orman, Ates, Dag... Swift as wind, silent as forest, fierce as fire, and immovable as a mountain. O diziyi seyrettikten sonra hic ses cikarmadan yuruyebilme ve hic hareketsiz kalabilme uzerine biraz zaman gecirmistim.
Bu aksam NHL finalini seyretmek icin kanallari ararken (final yarinmis) denk geldim 7 Samuray'a. Roller, karakterler ve muzikler cok guzel. Yonetmen zamani uzun uzun, karakterlerin islenisinden taviz vermeden kullanmis. Ardindan Kagemusha'yi yayina verdiler. Shingen Takeda'nin olumunden sonra yerine gecen dublorun yasadigi celiskiler. Kurosawa 80lerin basinda bu filmi yapmak icin kendi ulkesinden finans bulamayinca Lucas ve Coppola'dan yardim almis.
Kucukken Shingen Takeda'nin hayatini anlatan bir dizi oynardi cumartesi gunleri televizyonda. Kacirmazdim. 4 kelimelik bir slogani vardi: Ruzgar, Orman, Ates, Dag... Swift as wind, silent as forest, fierce as fire, and immovable as a mountain. O diziyi seyrettikten sonra hic ses cikarmadan yuruyebilme ve hic hareketsiz kalabilme uzerine biraz zaman gecirmistim.
Monday, June 8, 2009
Kitab'i Ask
Iskender Pala'nin Katre'i Matem'ini almisken ayni rafta gordum Kitab'i Ask'i ve elim ona da gitti...
Gece yarisi uyumazdan evvel bu kirmizi kapli kitabi sectim. Arka kapaktaki son cumle ilgimi cekti:
"...canina sevgili isteyen ile sevgili icin can isteyen arasinda hayat yolculugunun ta kendisi gizlidir."
Uskudar'da katildigim bir dost meclisinde de benzeri bir cumle gecmisti ve orada da kafama tam oturmamisti soylenen. Iskender Pala'nin hayati icine sigdirdigi cumlenin ilk kismini anlamak gorece kolay olsa da, ikinci kismin uzerini ortup ozetledigi derinligi kavrayabilmek icin, bu kitap okunur...
Gece yarisi uyumazdan evvel bu kirmizi kapli kitabi sectim. Arka kapaktaki son cumle ilgimi cekti:
"...canina sevgili isteyen ile sevgili icin can isteyen arasinda hayat yolculugunun ta kendisi gizlidir."
Uskudar'da katildigim bir dost meclisinde de benzeri bir cumle gecmisti ve orada da kafama tam oturmamisti soylenen. Iskender Pala'nin hayati icine sigdirdigi cumlenin ilk kismini anlamak gorece kolay olsa da, ikinci kismin uzerini ortup ozetledigi derinligi kavrayabilmek icin, bu kitap okunur...
Saturday, June 6, 2009
Yorgunluk
Hayatimda yorgun zamanlarimi bilirim ama bu gunki kadar yorgun hissettigimi anca bir kere, o da bir ameliyat sonrasi narkoz sebebiyle oldugunu hatirlarim.
Dun 3 ucus yaptim ve sanirim 17 saat ucaklarin icindeydim. Iki valiz halinde 39 kilo, bir sirt cantasi ki en az 7 kilo, laptop cantam 5 kilo, fotograf makinem 2 kilo, ve bencileyin 100 kilo... O kadar yorgunum ki, her zerremi bir kuvvetin asagilara dogru cektigini hissedebiliyorum...
Dun 3 ucus yaptim ve sanirim 17 saat ucaklarin icindeydim. Iki valiz halinde 39 kilo, bir sirt cantasi ki en az 7 kilo, laptop cantam 5 kilo, fotograf makinem 2 kilo, ve bencileyin 100 kilo... O kadar yorgunum ki, her zerremi bir kuvvetin asagilara dogru cektigini hissedebiliyorum...
Thursday, June 4, 2009
Giderayak...
Akşam akşam Nişantaşı'nda takıldığımız bir mekanın işletmecisi ile kayınpeder-damat olduk :) Eeeee kaderde bu da varmış... Masadaki diğer elemanlar da nikah şahidi. Belki de üç sene sonra Nişantaşı'nda bir cafe/bar işletmecisi filan olurum, belli mi olur? Müstakbel kayınbaba da zaten işletme üzerine finans masteri yapmış.
Çok okumakla kafayı çizdirmek arasında bir bağ olmalı...
Ben şimdi bilet milet ayarlıyayım, 9 saat sonra New York'a uçmam lazım...
Update: New York'a uctum, ordan iki ucus daha yapip evim evim guzel evime geldim. Ismik ismik kokan tozlu evim...
Update2: Ablam dalga geciyo, senin kayinvalide ile de tanistik diye.
Çok okumakla kafayı çizdirmek arasında bir bağ olmalı...
Ben şimdi bilet milet ayarlıyayım, 9 saat sonra New York'a uçmam lazım...
Update: New York'a uctum, ordan iki ucus daha yapip evim evim guzel evime geldim. Ismik ismik kokan tozlu evim...
Update2: Ablam dalga geciyo, senin kayinvalide ile de tanistik diye.
Wednesday, June 3, 2009
Gitmek
Gitmeye dair vedalaşmaları, merasimleri sevmem. Lisedeyken de uğurlayanım olmazdı, en sona kalmayı seçerdim gitmek için... Çoğu zaman en sona kalmak benim tercihim de olmazdı... Tabiri caizse sıvışırdım, kimseye görünmeden. Hala da öyleyim...
'Hoşgeldin' demeyene 'Allah'a ısmarladık' demek yok bende, absolutely redundant... 'Hoşgeldin' diyen herkese ulaşabilmek de son anlarda mümkün değil... Bu tatilde hiç bir şey beklediğim gibi olmadı. Yorgunum, uykusuzum, terliyorum, bir buçuk aydır bir bavuldan yaşıyorum. Territorial biriyim sanırım, bütünüyle kendime ait olsun isterim mekanın. Bir tek yazlıkta mümkündü, o da olmadı. Bir monotona uyduramadım kendimi, ritm tutmamış bando eşliğinde yürüyen bir grup asker gibiyim...
Neyse, kendi monotonuma erişmek beni dinlendirir...
'Hoşgeldin' demeyene 'Allah'a ısmarladık' demek yok bende, absolutely redundant... 'Hoşgeldin' diyen herkese ulaşabilmek de son anlarda mümkün değil... Bu tatilde hiç bir şey beklediğim gibi olmadı. Yorgunum, uykusuzum, terliyorum, bir buçuk aydır bir bavuldan yaşıyorum. Territorial biriyim sanırım, bütünüyle kendime ait olsun isterim mekanın. Bir tek yazlıkta mümkündü, o da olmadı. Bir monotona uyduramadım kendimi, ritm tutmamış bando eşliğinde yürüyen bir grup asker gibiyim...
Neyse, kendi monotonuma erişmek beni dinlendirir...
Tuesday, June 2, 2009
Kafaya Sıkmak
Kurtlar Vadisi'nin yaşantımıza bir katkısı...
İki kelime, ağızdan çıkış süresi 1.5 saniyeden az. Ağızdan çıkışı ile eyleme geçişi arasındaki süre bir kaç dakika ile bir kaç gün arası. Tetiği çekmek için gereken süre 1 saniye. Kafasına sıkılan insanin o ana gelebilmesi için yaşaması gereken süre ortalama 25 sene (artık çocukların da kafasına sıkılıyo). Yetim ve dulun yaşaması gereken eziyet dolu hayat, 35 sene belki daha da çok (artık geride dul ya da yetim de bırakılmıyo).
Filmler öldüren adamın macerasını işlerken neden acaba kurşunu yiyen, o ismi bile mühimsenmeyen, extra elemanın hayatını işlemez? Geçmişi, geleceği, çekeceği azap, ardında kalanların çekeceği zorluklar, vefasızlar, ahlakın ayaklar altında kaldığı varoşlar, evlatlarını güç bela okutmaya ve babalarının düştüğü yoldan uzak tutmaya çalışan vefakar ve cefakar bir anne?
Hani belki bunu görse insanlar, tekrar düşünürler 'kafaya sıkmadan' evvel... Ya da kalblerine bir korku salmak lazım. İkisi de olmadı, hapishanelerde sabahtan akşama Fashion TV ve Fashion One kanallarını seyrettirmeli mahpuslara... Vicdanları kıpırdanmazsa, hayvanlıkları törpülensin...
İki kelime, ağızdan çıkış süresi 1.5 saniyeden az. Ağızdan çıkışı ile eyleme geçişi arasındaki süre bir kaç dakika ile bir kaç gün arası. Tetiği çekmek için gereken süre 1 saniye. Kafasına sıkılan insanin o ana gelebilmesi için yaşaması gereken süre ortalama 25 sene (artık çocukların da kafasına sıkılıyo). Yetim ve dulun yaşaması gereken eziyet dolu hayat, 35 sene belki daha da çok (artık geride dul ya da yetim de bırakılmıyo).
Filmler öldüren adamın macerasını işlerken neden acaba kurşunu yiyen, o ismi bile mühimsenmeyen, extra elemanın hayatını işlemez? Geçmişi, geleceği, çekeceği azap, ardında kalanların çekeceği zorluklar, vefasızlar, ahlakın ayaklar altında kaldığı varoşlar, evlatlarını güç bela okutmaya ve babalarının düştüğü yoldan uzak tutmaya çalışan vefakar ve cefakar bir anne?
Hani belki bunu görse insanlar, tekrar düşünürler 'kafaya sıkmadan' evvel... Ya da kalblerine bir korku salmak lazım. İkisi de olmadı, hapishanelerde sabahtan akşama Fashion TV ve Fashion One kanallarını seyrettirmeli mahpuslara... Vicdanları kıpırdanmazsa, hayvanlıkları törpülensin...
Subscribe to:
Posts (Atom)