Sunday, August 30, 2009

Ilim Mertebeleri

Huseyin Gulerce'nin yazisindan...

...Bediüzzaman Hazretleri'nin Lemaat isimli eserinde (...) ilmin mertebelerini şöyle sıralıyordu: Tahayyül, tasavvur, taakkul, tasdik, izan, iltizam, itikad... Yani insan, bir şeyin önce tahayyülünü yapar; hayalinde onu bir yere oturtur. Sonra belirginleştirip tasavvuruna alır. Sonra aklen idrak eder. Artık bu safhadan sonra mâhiyetini kavradığı bu meseleyi, bu anlayış ve inancı tasdik edip etmemesi ayrı bir iştir. Tasdik etse bile, o meselenin kalben izan edilmesi de apayrı bir mertebedir. İzan'dan sonra iltizam edilip taraftar çıkılarak yaşayışta bir yer verilmesi de başka bir mertebedir. En son itikad hâline gelmesi ise tamamen farklı bir mertebedir. Bunların birbirine karıştırılmaması gerekir.

Friday, August 28, 2009

Giz

"Bir okula misafirim
Mezuniyeti bekleyen"
S.Aksu

Tuesday, August 18, 2009

Ramazan

Ben 20'sinde gelicek diye biliyordum; internette 22'si diyormus, arkadaslar da 21'i dediler. Yine anlasilan "Ramazan abinin gelisini" bekliycez cuma gunu. Bu farkliliklar Turkiye'de pek belli olmuyor da, binbir farkli milletten Musluman'in ic ice yasadigi topluluklarda biraz daha hissediliyor. Nasil hissedilmesin, bayrami herkesten bir gun evvel ya da sonra kutluyorsunuz.

Bugun elime bir kitap daha gecti. Ramazanda okunasilar cogaldi. Daha teravihler de var... Oturma odamin halisinin uzerinde ilgi ve sefkat bekleyen yiginla gazete.

Orta sekerli sade, ramazan sonuna kadar bana musaade...

Monday, August 17, 2009

Sunday, August 16, 2009

Clair de Lune

Twilight'i seyretmedim. Bu parcayi ilk defa Ocean's 11'da duymustum. Sonra Las Vegas'a gittigimde, Bellagio'nun onundeki havuza bakan balkonlarda, yine ayni yerden, havuzu seyrettim bu parcayi dusunerek. Oyle iste...

Wednesday, August 12, 2009

Watchmen

Bugun uzerinde ugrasmam gereken projemden sikilip da gereksiz seyleri dusunmeye dalmis buldum kendimi yine. Bu sefer aklima Watchmen'deki karakterler geldi. Dugru ya, bu filmde ilginc olan tek sey yonetmenin goruntuleri bir fotografci titizliginde tasarlamasi degildi. Karakterlerin de ilginc yanlari vardi.

Klasik superkahramanlari dusunelim: Superman, Batman, Spiderman, Fantastic Four ve filmi cekilmeye deger bulunmayan daha pek coklari... Neredeyse hepsi icin adalet ve halkin guvenligi onde gelir. Tanri'siz bir dunyada Mum-Aksam Kelebegi analojisini kullanirsak, kahramanlar kelebek olur, "kamu yarari" atesinde yanar da yanarlar. Her seferinde atesin bedenlerini kavurmasi gibi halk onlari zalimlikle, vurdumduymazlikla, ihanetle, kotulukle suclar. Amma onlar geri adim atmazlar, bir parca duraklasalar zumrudu anka kusu gibi yeniden dirilir, kullerinden dogar, kendilerini yeniden o atesin icine atar, yeniden kendilerini yakacak o halk icin canlarini feda eder, azap cekerler... Superman kryptonitin icine atilir, Batman'in ailesinden yadigar evi yanar, Spiderman kendine inanan son akorsuz kemanci bile ona inanmayi terk ettiginde yeniden sehri kurtarmaya adar kendini.

Watchmen karakterleri farklidir. Dan (Nightowl) kucuk yaslarinda, zengin babasini bir sokak cetesinin isledigi cinayete kurban verir. Butun servetini suclulari kovalamak ve suclulari kovalayanlara destek olabilmek icin harcar. Super kahramanliktan "emekli" edilip de nukleer tehdit kapisina geldiginde (Watchmen'in orjinal senaryosu, filmden epey farkli ve dunya bir nukleer savasin esigine gelmis dayanmistir) caresizligini, gucsuzlugunu iliklerine kadar hissetmistir. Kararan gelecegin getirdigi savas tehdidi ve hissettigi acizligi karsisinda tek guvenebilecegi maske ve kostumune duydugu ihtiyac, ve bunlarin kendisini kurtaramiyacagini bildiginden dolayi icini kemiren korkunun esiridir. Kahramanligi, insanliga olan adanmisligindan ya da adalete olan inancindan degil, korkularindan siyrilmak icin "bir escape route" (bu aralar buna kafayi taktim) olarak secmistir.

Blake ya da Comedian, insanligin icindeki "yoketme" arzusunu, siddet hirsini cozmustur. Zaten onu ve hayat tarzini var eden de bu siddet duygusunun ta kendisidir. Blake'e gore insanlik bir sekilde otekini yoketme arzusunun esiri olagelmistir ve en sonunda tum insanligi yokedebilme potansiyeline ulasmistir. Bu noktadan sonra sokaklarda suclulari kovalamanin artik anlami yoktur. Toptan yokolus onlenemez ve gelisi sadece "a matter of time"'dir. Hal boyleyken kendine bictigi rol, insanlari kendilerinden, kendilerini yokedecek metodla, yani siddetle korumaktir. Yani insanlari insanlardan siddetle korumaktadir. Burda keskin bir ironi vardir ve haliyle Comedian'a yaptigi her eylemi "legitimize" eden, yani bir sekilde "saka" olarak gosteren de budur. Adrian, Dunya barisi icin dunya uzerindeki 9 buyuk sehri ve 3 milyon insani yok ederken bunu "biggest practical joke" olarak niteler ve Blake de olmeden once son sakayi aslinda kendinin yapmasini umdugunu soyler. Fakat ilginc olan nokta, bu "saka-practical joke"nin, Blake'i bile dehsete dusurmus, yaptigi herseyden nefret etmesine yol acmis olmasidir. Blake kahraman filan degildir, o insanligin tercihleri ve yasam tarzini amplifiye edip ironiler icinde gozunun onune seren bir komedyendir. Kahramanlik, yaptiklarinin bir amaci dahil "istemsiz" sonucudur.

Gelelim Laurie ya da Miss. Jupiter'e... Miss Jupiter, kahraman olmayi kendi istememistir. Ona bu gorev, yaslanip da siradan hayata gecmeyi secmek zorunda kalmis ve eski gunlerinin ozlemi icinde yanip tutusan annesi tarafindan bicilmistir, aynen giydigi kiyafetler gibi (Laurie'nin kiyafeti senaryoda annesinin kiyafeti gibi tasvir ediliyo). Jon'la birlikteligi bile bir sekilde uzerinde kalmis, ona yapismis, Jon'un darilip Dunya'dan gocmemesi ve Dunya barisinin tehlikeye dusmemesi icin kendisine zorla giydirilmis bir vazife gibidir. Ilk onceleri kendisini sevmistir, ama Jon dunyadan yavas yavas ilgisini uzaklastirirken, o da Jon'a yavastan "katlanmak" zorunda kalmistir. Ona gore kahramanlik bir cilginliktir ve cilginligin dizgini olmadigi icin de hurriyetini/icinden geleni yasamanin tek yoludur. Dan'i iliskiye ikna etmenin ve orda tutabilmenin, Miss. Jupiter olarak mumkun olmadigini, bunu ancak Silk Spectre karakterinin becerebilecegini bilmektedir. Zira Dan, Night Owl olmadikca korkularindan kurtulamayacaktir.

Sira Geldi Rorshach'a... Eski bir polis, ondan da evveli bir "o.. cocugudur". Her psikopat(lunatic) gibi gecmisinde sevgi yoktur. Kaza eseri dogmustur ve annesi bunu kendisine ifade etmekte sakinca gormez. O, dunyada olmamasi gereken bir fazlaliktir. Bunu yuzune vuranlara karsi ise sahip oldugu tek sey olcusu olmayan bir siddettir. Gunun birinde suclularin pesinden kosmayi kendine meslek ve hayat tarzi edindiginde, gecmisi bir turlu kendini birakmaz. Sokaklardan, fahiselerden, sokaklarin getirdigi ve sundugu "lowlife"a dair herseyden bir tiksinti duymaktadir. Fakar bu tiksinti, o vahsi "cinayetten" sonra acimasizliga donusur. Rorshack'in adalete itimadi yoktur, insan haklarini kaale almaz. Uzerinden gecindigi, ipuclarini toparladigi insanlara karsi ne saygisi ne de merhameti yoktur. Siddet onun icin nefes almak, yemek yemek gibi birseydir. Suclulari, suclari ile orantili olarak kendi cezalandirir. Kendi varligina veya hayatina da bir duskunlugu yoktur. Siradanin da altinda standartlarda, sokaklarda yasar. Sanki onu hayatta tutan sey henuz kimsenin onu oldurmeyi basaramamis olmasidir. Cok ilginctir, bunca karakter icinde adalete guvenmese de dogru bildiginden ve adil olandan sapmayan bir tek Rorshach'in kendisidir.

Jon ya da Dr.Manhattan en ilginc karakterdir. Bir kaza sonucu "Tanrisalliga" ulasir (hasa ve kella). Veyahut bildigimiz alemin fizik, biyoloji, hangi bilimi sayarsaniz sayin, onun kurallari ona karsi tesirsizdir. Gucunun, bilgisinin, maddesinin, varliginin bir siniri yoktur. Belki de nukleer fizikci olmasinin da bir sonucu olarak, kendini atom ve atom alti parcaciklarin alemini "bilmeye" vakfetmistir. Insan dogasinin kendisini yoketmeye olan meylini Vietnam'da gormus olmasi, hatta bizzat bunu savasta yapmis olmasi, onun insan aleminden kopmasinda ilk basamaktir. Bir yandan ABD'yi ve muttefiklerini topyekun bir nukleer savastan varligi ve verdigi guvence ile korumakta, bir yandan da Sovyet Rusya'nin inanilmaz boyutta bir nukleer arsenali yaratmasinda temel sebep gorulmektedir. Fakat onu mesgul eden seyler farklidir. Sevdigi insan Jenny Slater gozleri onunde gun be gun yaslanmakta, kendi ayni kalmaktadir (Reverse Benjamin Button case). Miss Jupiterle kalkistigi kacamak, evliligini bitirmis, ona saglam bir darbe vurmustur. Adrian'in onune sundugu firsat, yani topyekun dunya barisi (sinirsiz enerji- no more fights to take a part in reaching the scarce resources) projesi, onun bir nevi Dunya'ya olan sorumluluklarindan terhis olmasini saglayacaktir. Zira topyekun savas tehditidir aslinda Jon'u Dunya'da tutan. Aslinda Dunya'ya karsi da bir sorumluluk da hissetmemektedir. Jon, butun benligini adadigi atom alti alemde Ruh'a dair hic bir sey goremedigi icin, kainattaki en buyuk mucizeyi, insana can veren ruhu ve onun ozelliklerini, sifatlarini unutmaktadir. Yasadigi hayatta olacak her seyi bilmekte, fakat onlarin olmasi uzerinde bir hukmu olmadigi (kaderi sekillendiremedigi - eh sekillendirse tam Tanri olacakti ve Oha! diyecektim) icin aslinda bir kasvetle de bogusmaktadir. Onune serilmis ve yasamaya mecbur oldugu, bilgisi dahilinde bir hayati, hic bir sonu olmamak uzere yasamaktadir. Belki de nukleer felaket, onu bu "onceden bilme" halinden kurtaracagi icin, onun hosuna da gitmektedir. Velhasil, yasamin her anindaki mucizelere adiyet gozluguyle bakmasindan dolayi gelen ulfet ve yukarda saydigim pek cok seyden oturu, diger insanlarin icinde yasamanin zahiri siradanligi artik onu bogmaktadir.

Gelelim Adrian'a... Tam bir megalomanyaktir. Insanlara barisi sunmakta gibi gorunmekte, ama aslinda ellerinden ozgurluklerini almaktadir. Insanlara hic bir secim sansi birakmamakta, butun herseyi kendi planlamakta, tam anlami ile bizim memlekette "toplum muhendisligine" soyunan takozlarin birlesip de yapamadiklarini, mega scale'de bir basina yapmaktadir. Yaptigi sey haliyle "esek sakasi-practical joke"nin ileri versiyonudur. Iskender gibi at ustunde bir bir ulkeleri fethetmek yerine, baris icinde birlesmis dunya devletlerini tek buyuk ve sinirsiz guc kaynagina muhtac ederek onlari sah damarindan yakalayip kendine baglamayi dusunmektedir (Gercek senaryoda Dan buna pabuc birakmaz).

Neyse, epey yazdim, bunca seyi okuduysaniz bravo... Burdan sonrasi Rorshach'tan: Blake'in olmeden once ya da bir hayat boyu yasadigi dilemmayi ya da bastirdigi yanini, belli belirsiz resmeden ya da ozetleyen kisa bir "joke"

Rorschach: I heard a joke once: Man goes to doctor. Says he's depressed. Says life is harsh and cruel. Says he feels all alone in a threatening world. Doctor says, "Treatment is simple. The great clown Pagliacci is in town tonight. Go see him. That should pick you up." Man bursts into tears. Says, "But doctor... I am Pagliacci." Good joke. Everybody laugh. Roll on snare drum. Curtains.

Pek ben neden onca vaktimi harcayip bunu yazdim? Vardir bir sebebi...

Wednesday, August 5, 2009

Irsad ve Araba

Cok kotu araba kullaniyorum... Aslinda bana normal geliyo da, bir baskasini dehsete sokacagimi bilmezdim. Bir kac highway exiti aldiktan sonra Deniz'in tepkisi:

"Bu gidisle beni Musluman edicen, biraz yavas gir virajlara!"

Tuesday, August 4, 2009

Deniz

Dun aksam Denizle oturduk, konustuk da konustuk...

Deniz muhendislikten lisans ve masterini aldiktan sonra sosyoloji-isletme karisimi bir alanda doktorasini yapmis bir "umman". O konustu ben dinledim, ben kirik Turkcemle bisiler anlatmaya calistim o sabretti. Dinden siyasete, dedikodudan sanata... Guzel cumleler kurduk, yeni seyler ogrendik.

Monday, August 3, 2009

Politikada Normallesme?

Bugun Suleyman Demirel'in elinde mikrofonla cekilmis, yillar yillar evvel de karsi partinin reklam afislerine malzeme olmus bir resmini aramak icin Google'i actim. "Demirel" yazip Images opsiyonundan aramama basladim. Ilk sayfalara Suleyman Demirel hakimken ikinci sayfadan itibaren Sevda ve Volkan Demirel'in Morrisonlarin Suleyman'ina kafa tuttuklarini gordum ve sasirdim.

Acip bundan 10 yil sonra, Suleyman Demirel'in bir resmini bulabilmek icin 40 sayfa Google sonucu taramak gerekebilir mi? Aynen oyle de, memleketin ve siyasilerin hafizalarindan kazimak mumkun olabilir mi?

Sunday, August 2, 2009

Watchmen

Sonunda Watchmen'i de seyredebildim.

Extra smart olmayi gerektiren, degisik bir superhero filmi. Yonetmenin goruntulerdeki dehasi inanilmaz. Ayrica muzikler de 80lerin en guzelleri...

Misafirimin yorumu: "Matrix'ten sonra yapilacak bir sey kalmadi"

Saturday, August 1, 2009

Bilmece

2 Izmir Fenli, 2 Odtu Endustrili, 2 Sabanci Univli, bir baska deyisle bunlarin hepsini yasamis iki kisi bir araya gelirse ne yapar?