Wednesday, October 28, 2009

"Gül bahçesi evlilik"

Cocuklari dogduktan sorna Zaman'daki yazilari eski tadi vermez olmustu Elif Safak'in. 2005 senesinde tanidim sanirim. Turkuaz ekinde cikardi yazilari. Turkish Daily News'deki kolonunu da okurdum.

Browserda acmak istemedigim gazete, Haberturk'te buldum yeniden yazilarini. Eski tadda... Su aralar Araf'i da yeniden okuyorum. 3 sene evvelki hallerimde degilim, belki daha cok sabredebilirim.

Ilk yazi evlilik uzerine (bana da bu yazidan bahsedilmisti zaten). Ozellikle bekarlarla ilgili kismina katiliyorum. Neden icinde yasadigimiz toplumda, ufak ve izole ya da olabildigince genel, veremli muamelesi goruruz. Neden biraz sonra aslana yakalanacak antilop tedirginliginde yasariz hayatimizi? Neden uzun zaman gormedigimiz insanlara her selam verisimizde o duymak istemedigimiz diyaloglari duyariz yeniden? Ve neden halimizi muhafaza etmek istememiz, toplumdan dislanmamiza netice verir? Ben, toplum icin bir tehdit miyim?

Elif Safak'tan:

Etrafımızdaki her bekâr kadın ve her bekâr erkeğe ısrarla evlilik propagandası yapar, illâ ki bir an evvel onların da başını bağlamak isteriz. Zaman zaman işi iyice abartır; açık açık baskıda bulunuruz. "Ee yetti ama, sana da birini bulalım artık...." Kaçınılmaz sondur: Bekâr birinin varlığı etrafındaki evlilere dert olur. Hiçbir bekâr insanın, böyle bir heyecan, azim ve tutkuyla kalkıp da, evli bir arkadaşının evliliğini sonlandırmak için uğraştığı görülmemiştir. Halbuki evli çiftler nedense bekâr arkadaşlarını bir an evvel evlilik labirentine sokmayı üzerlerine vazife bilir. Adeta bekârlık denilen şey toplum ve çevre tarafından sonlandırılması gereken bir çocukluk hastalığıdır. Kabakulak ya da kızamık gibi bir şey... Hani bir dönem yakalanabilirsin. Normaldir. Ama bir an evvel iyileşsen iyi edersin....

Herkesin çiftler halinde dolaştığı, ilişkilerin kurumsallaştığı ortamlarda bekâr biri mızıkçının teki, düpedüz oyunbozucudur. Bu yüzdendir ki evli çifler gönüllü çöpçatanlık büroları gibi çalışır. Komisyonsuz, bedelsiz haftada yedi gün, günde 24 saat, etraflarına hizmet verirler. Hele öyleleri vardır ki işi gücü bırakır, hangi bekâr arkadaşını hangi bekâr arkadaşıyla tanıştıracağının çetelelerini tutar. Çevreyi genişletmek adayların sayısını artırır. Sırf bu yüzden kolay kolay arkadaşlık etmeyeceği insanlarla canciğer kuzu sarması takılanlar vardır. Beğenilen bir aday çıkarsa hemen bekâr dosta haber verilir. "Biriyle tanıştık, harika, muhakkak tanımalısın...." Beriki yazık, "Gidin işinize kimseyle tanışamam, hem ben hayatımdan memnunum" diye bekârlığını savunmaya çalışır. Başaramaz. Mizansenler yapılır. Yemekler ayarlanır. Yapay randevular. İte kaka. İte kaka. Yeter ki bozulmasın gül bahçesinin itibarı. Kimse kalmasın duvarların dışında... Oyundur ya, herkes bilir oyun olduğunu, gene de işte hevesle oynanır. Bu toplumda bekârlar özenle ayıklanıp tek tek avlanılır. Çocukluk hastalıkları geçmek zorundadır. Su çiçeğinden geriye en fazla belli belirsiz bir iz kalır.


Yazinin tamamina bir goz atin derim...

Bilmiyorum... Deger mi?

Monday, October 26, 2009

Friday, October 23, 2009

Wednesday, October 21, 2009

Monday, October 19, 2009

Surah al-Fajr

Surah Kahf

Bugun is yerinde muzik dinlemekten sIkIlinca biraz da Kur'an dinleyelim dedim. Shuraim, Sudais derken Mishary'i buldum... Tavsiye edilir...

Wednesday, October 14, 2009

Sefer... vs sabır...

Bugun seyrettigimiz videoda Hocam da umre diyor, hac diyor... Gidin diyor, kalblerin kabugundan siyrilmasi, yeniden atmasi, Aşk'ın en guzeli ile dolmasi icin... Yavaaaaas yavas anliyorum ki lazim olan ilac o...

O gune kadar da diyorum ki "Rabb'im beni aşkın kör edeni ile imtihan etme!"

Sunday, October 11, 2009

Sems'in Aski

Bugun eve gelen bir arkadasla kirdik dizlerimizi konustuk da konustuk.

Laf lafi acti, aklima Ask'tan Tebriz'i'ye atfedilen bir konusma geldi. Mealen diyordu ki Tebriz'i: "Elime firsat gecse cenneti yakar, cehennemin alevlerini de sondururdum. Boylece ne cennet arzusu, ne de cehennem korkusu kalirdi inanlarin gogsunde. Sadece ask kalirdi onlari Rabb'e baglayan... "

Buraya guneydeki Amerikalilar'da gordugum saf aski anlatirken geldim. Baptist Klisesi Hristiyanlar'in cehenneme girmeyecegini, direkt olara cennete gececeklerini savunuyordu. Boylece cehennem korkusu giderilirken, cennet hayattaki bir sonraki merhale haline geldigi icin erisme arzusu da bir sekilde guduklesiyordu. Inananlara boylece sadece "Ask" kaliyordu. Hani burda yillar evvel bahsettigim, Hakim'in israrla savundugu, inanla Rab arasinda olmasi gereken ask da boyle bir seydi.

Nerden nereye... Burdaki insanlari iste bu yuzden seviyorum: Kocaman bir aska var gucleri ile tutunuyorlar.

Saturday, October 10, 2009

Turist...

Neden kendi ulkemdeyken "Turist" gibi hissediyorum?

Istanbul'daki sokak saticilari bile benle Turkce konusmuyo...

Istanbul'da yasayan bir arkadasima babasi 600 milyara bir oda bir salon bir ev almis! Annem diyor "para biriktir!"... Diyorum "o para burda bile birikmez, Istanbul'da hic kazanilmaz!" Neymis, eleman "evvelinde 2 bin lira kira verirmis, boylecene cebine uc kurus para kalirmis!"

Aklima ilk okulda, ablamdan bana bolcana kalan, Cin Ali'den mezun olunca okunan, "Aysegul" serisi kitaplardaki, mutlu mesut yuzlerin doldurdugu, araba lastiklerinin beyaz, cocuklarin kirmizi yanakli oldugu, iki kat arti bahceli, kocaman evler geldi. Onlardan bir tane alsam, kapisina da o arabalardan bir tane koysam, mutlu yuzler de esantiyon olup gelse, yine de para kalir cebime!

Ben Kursun Asker'in hikayesini severdim. Bir sominenin kulleri icinde biterdi...

Tuesday, October 6, 2009

Yinede Güzeldir Yaşamak

Aksam aksam direksiyon sallarken bu sarki cikti... Muzigi seksenlerde dinlemek lazimmis...

Pop is dead!

Monday, October 5, 2009

Onaltinci Mektuptan

Beşinci Mesele: Dünya madem fânidir. Hem madem ömür kısadır. Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur. Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır. Hem madem dünya sahipsiz değil. Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri var. Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır. Hem madem (Ayet)* sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur. Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır. Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır. Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin. Haşiye
Haşiye: Bu madem'ler içindir ki, şahsıma karşı olan zulümlere, sıkıntılara aldırmıyorum ve ehemmiyet vermiyorum. "Meraka değmiyor" diyorum ve dünyaya karışmıyorum.
* "Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez." (Bakara Sûresi: 2:286)