Sunday, January 31, 2010

Good Night and Good Luck

2006 senesi idi sanirim benim bu filmi seyredisim. Hikayesini bilmiyorsaniz Wikipedia'nin Ingilizce kisminda guzelce aciklamis.

O zamanlar uyesi oldugum bir mail grubunda, halen mecliste milletvekili olan bir hocam arada sirada yazardi. Bu filmi gordukten sonra dayanamamis, yine yazmis. Ekserisi "Beyaz Turkler'den" olusan bu grubun, partisini desteklememesinden, bilakis surekli elestirmesinden ve kendilerine yol yordam gostermesinden, akil vermesinden sikayetci idi.

Hocamin isaret ettigi nokta, Ed Murrow'un Sen.J.McCarthy'e actigi mucadelede, New York Times'in destegini aldigi gun mucadelesini kazanilmis olarak ilan etmesi idi. Peki onu bu kadar kesin konusturan neydi? New York Times'in gucuydu. New York Times bu gucu nerden aliyordu? Okuyucularinin desteginden... Yani ayni sekilde biz "Beyaz Turkler" olarak "partimizi" (yani partisini) destekledigimiz surece parti guc devsirecek, boylece iktidardaki parti ile olan mucadelesinde muzaffer olacakti.

Evdeki hesap carsiya hic bir zaman uymadi. Hocamizin atladigi bir nokta vardi. New York Times'i guclu kilan, guclu bir kesimin destegini kazanmis olmasi idi; o gurubun New York Times'a biat etmis olmasi degil. Benzeri sekilde biz "Beyaz Turkler" kendisine derdimizi anlatamayacagimizi gordugumuzden, parti de bizim derdimizi anlamasa da ayni oyu aldigini fark ettiginden, aramizdaki iletisim kanallarini kapattik; haliyle parti gucunu baska kurumlardan devsirme yontemini benimsedi.

Filmin senaryosunu ve hadiselerin gelisimini kronolojik sirada ele aldigimizda, aslinda her seyi baslatan olay, yani Sirp asilli bir subayin sadece kokeni ve kiz kardesinin uye oldugu Sirpca bir gazete yuzunden ordudan uzaklastirilmasi, 28 Subat sonrasi Turkiye'sini fena sekilde cagristiriyordu. O donemde Senator Joseph McCarthy, asli astari olmayan suclamalarla insanlari komunizmle sucluyor, pek cok insani alacakaranlik kusaginda yasatacak bir "komunist avi"nin basini cekiyordu. J.McCathy icin karsisindaki insanin komunist olup olmamasinin, ya da komunizmi destekleyip desteklememesinin bir onemi yoktu. En ince ayrintisina kadar yurutulen "background search" lerde kisinin komunizmle alakasi olan ya da olmayan bir kurumla ufak bir baglantisinin saptanmasi, o kisinin komunizm destekcisi olarak yaftalanmasina yeterli idi.

Cok basarili bir senator olmayan Juseph McCarthy'den geriye adiyla ozdeslestirilen McCarthiysm tabiri kaldi. Wikipedia bu tabiri soyle aciklamis: "The term McCarthyism, coined in 1950 in reference to McCarthy's practices, was soon applied to similar anti-communist pursuits. Today the term is used more generally to describe demagogic, reckless, and unsubstantiated accusations, as well as public attacks on the character or patriotism of political opponents.[2]"

Benim, hocamiza hitaben gruba yazdigim mailde (ki grupta hos karsilanmamisti), yukaridaki kisma gonderme yaparak 28 subat surecinde ordudan uzaklastirilan subaylarin durumundan bahsetmistim. Onlar da haklarinda uretilen suclamalarla, yargilanmadan, temyiz hakki bile taninmadan, bir MGK toplantisi ardindan apar topar ordudan uzaklastirilivermislerdi. Haklarindaki suclamalarin cogu "irticai faaliyet" idi. Ne kadar dogru, ne kadar egri. O gunun madurlari ilk defa gecen hafta gazetelere konusmuslar, Sayin Gen.Kur.Bsk.'inin "ordunun aslinda ne kadar dindar oldugu" uzerine verdigi ornekten sonra.

O gunlerde Turkiye'de ne bir Ed Murrow, ne CBS, ne de bir New York Times vardi... 1000 yil surer denilen 28 Subat'in pasalari 10. yillarinda hastahanelerin mudavimi oldular. Nerden nereye...

No comments: