Monday, May 24, 2010

Modern Medeniyetin Catlaklari

evet evet, bir onceki yazimda geciyo... Modern medeniyetin catlaklari cekiyo artik ilgimi. Izbe liman koseleri, aksam saati ortaya cikan "kadinlar", aksam dahi ortaya cikmayan hatta yuzlerini gormek icin harabe evlerinin onunden hizla gecmeniz gereken saci basi daginik, gozlerinden caresizlik okunan kadinlar, hayattan habersiz elindeki ile yetinen cocuklar, hayati sallamayan insaat iscileri, Cin'den gelen uc bes parca esyayi yerel el sanatlari diye satmaya calisan tezgahtar, islettigi taksisini yelegi, kravati, takim elbisesi, temiz beyaz gomlegi ve gogsunun ustunde mendili ile suren ve bundan gurur duyan saclari kirarmis zenci amca, ayni taksiyi paylastigimiz Kubali profesor, dinleyen hic kimsesi olmasa da ses sisteminden muzik yayini yapmaya devam eden, bir yandan da hemen yanibasindaki kulubecikte icecek satmaya calisan zipir DJ, conch yapilan yerel kulubeler, yerel kulubelere takilan yerel insanlar, giyimleri, tenlerinin rengi, tenlerindeki ter, cumlelerindeki dusunceler, bira sisesindeki bugu, bos siseleri bir pazar arabasina toplayan berdus...

Bir baskasinin Nassau'su degil benim Nassau'm... Sadece beyaz kum, turquaz deniz, rengarenk baliklardan ibaret degil...

Bugun haberleri takip ederken gozume takiliyor: "Bir pelikanin hayati ne kadar eder?" diye soruyor. Konu Meksika korfezindeki kirlenme. Para su gibi akitiliyor, onlemler aliniyor, setler cekiliyor dogal sulak alanlarin ve kuslarin korunmasi icin. Ilk Korfez Savasi'ndan tanidik kareler var: Petrola bulanmis kuslar ve onlari yikayan plastikler icinde "Hayvanseverler".

Ordan aklim bir anda Arizona'nin istedigi Dronelara kayiyor, Dronelardan da Afganistan'da yine bir baska Drone'un vurdugu koylere, olen sivillere geliyor. Hani bir miktar pelikan kusu icin elindeki kaynaklari seferber eden su "Bati" medeniyeti diyorum, Afganistan'da "akilli" roketlerden sivil insanlari korumak icin hic mi gayret gostermez? Hele ki ikinci Korfez Savasi? Kim bilir ne kadar sivilin kanina girildi... Israil'in Gazze kusatmasi? Sivillerin uzerlerine ahtapot kollari misali cokerken olum, fosforun adini anmaya kimsenin gucu yetmedi, ya da insafi titremedi.

Batinin insan sevgisi de, doga sevgisi de, her tur sevgisi de sentetik. Sevginin merkezinde bir dolaylama, bir degerler butunu olmali... Her seyin merkezine kendini, empoze edilen sekuler degerleri, ya da daha kotusu pop kulturu koyarak bakmamali insan evrene. Sefkat! Sefkatin de en saf hali, en ulvi yonelimi... Yaradandan oturu sevmek su Dunya'yi...

Peki ben bunlari niye kimse ile konusamiyorum?

No comments: