Su cumle celdi dikkatimi: "Allah'ım, senden başka hiçbir şeyi olmayan ben; senden başka herşeyi olanlara acırım." Sonra fonda calan muzik...
Kac hafta oldu bilmiyorum, arada sirada, uyanmaya calisirken, uyumadan evvel, kacamak saatlerde, iphone ekranindan, okudukca okuyorum...
Tavsiye edilir... Bir aylak kedinin blog sayfasi...
Sunday, August 29, 2010
Monday, August 23, 2010
Sunday, August 22, 2010
Domestik Yasam
Attigim her adim, aldigim her nefes, yazidigim her harf beni domestik bir yasama goturuyor. Allah'im, ben ne yapiyorum? Once alismakta zorluk cektigim, sonra konforuna muptela oldugum yalnizligim ki zaman zaman ozluyorum, zaman zaman da altinda kalip eziliyorum.
"Biz cikalim, bekleyenimiz var, arkadas nasilsa bekar, ortaligi toplamaya o yardim etsin!" Saplayin bir mizrak daha ruhuma!
Birikmis ve dag gibi olmus gazetelere goz gezdiriyorum. Evin goz gormeyen her ucra kosesinden tomar tomar okunmamis gazeteler cikiyor, gradroptaki ecinniler gibi. Her birine goz atmali, az da olsa biraz zaman ayirmaliyim. Guncel haberlere degil de guncel olmayan haberlere ilgim var. Sanat, din, maneviyat, aile ve saire...
Gozume benim yaslarimda, Turkiye'de kocaman bir sirketin icra kurulu direktorlugunu ustlenmis bir bayan takiliyor. Ben ki vaktiyle cevresinde parmakla gosterilen bir cocuktum... Ufak bir kubikte, gunde 8 saat, haftada 5 gun, bir ise yarayan ama kazandirdigi fayda bolu yillik maasim oraninin nereye isabet ettigini bilmedigim isler yapiyorum. Dunya'yi mi degistiriyorum: Hayir... Demek ki daha yasanir bir hale de getirmiyorum... Aclik sinirinin altinda yasayan tahmini 2 milyar Dunyaliya da bir faydam yok. Dunya barisi icin calismadigim da kesin... Sahiden, var olmamla olmamam arasinda, Dunya perspektifinde bir fark var mi? Her gun bir elinde sefer tasi ile ise gidip gelen memurlardan ne farkim var? Allah'im, o memurlarin bile yeni jenerasyonlari benden daha iyi giyinip benimkinden daha yeni arabalara biniyorlar.
Babamin oralarda esnafin genel bir konusma hali vardir: Insanlar birbirlerinin gozunun icine bakmadan, etrafi kolacan ederek konusurlar. Konusmalar telefonla, gazeteyle, cayla, musteriyle, bazen caddeden gecen bir aracin motor gurultusu ile, kimi zaman da oraya yolu nadiren dusen guzel bir tasrali genc kizin gecisi ile kesilir. Zaten kesik kesik surup gitmeye konusmanin kendisi de oldum olasi razidir. Haricten gozlemleyenler icin ic karartici bir rituel! Iste bu rituel bazen cepten arayan biri, bazen de gelen cirak ile kesilir... Eywallah denir ya da denmez, cevreyi kolacan eden gozler birbirine belki deger belki degmez, cikip gidilir.
Bu aksam da iftardan sonra baktim ki ortalikta igne atilsa dusecek yer yok... Giydim ayakkabilari, solugu disarida aldim. Temiz hava ile tutun dumanini harmanlayip cigerine ceken arkadaslar koseleri tutmus, arabama giden yolda biraz zaman oldurmek icin beni cevirdiler. Esnaf misali konusmaya daldik. Gozler yolu kolacan eder, cumleler tezgaha serilesi ihrac fazlasi penyeler gibi ortaya serpilir, alinan alinir, alinmayanin yerine sessizlik konur... Cok dayanamadim, selam vermeden arabama yollanip gittim. Eminim Dunya'yi degistirme adina super guclerini bulamamis ya da kriptonitlere kaptirmis bu ruhu cokmus supermanin yoklugunu kimse fark etmedi...
Olsun, bazi super kahramanlar golgeleri icinde yasamayi severler...
Evet, dunyayi degistirmek mi demistik? Ilk adimi neydi? Kendini degistirmek... Degil mi? Yarin ise erken gideyim diyordum. Aslinda kac pazar aksami gecti ayni seyi diyorum da, degisen bisi yok... Simdi yatalim, becerebilirsek uyuyalim, ertesi sabaha dinc bir superman olarak gozluklerimizi takip kubigimizde yerimizi alalim...
Offffff... Ben n'apiyorum? Gocup gitme vakti geldi de uzatmalari mi oynuyorum?
"Biz cikalim, bekleyenimiz var, arkadas nasilsa bekar, ortaligi toplamaya o yardim etsin!" Saplayin bir mizrak daha ruhuma!
Birikmis ve dag gibi olmus gazetelere goz gezdiriyorum. Evin goz gormeyen her ucra kosesinden tomar tomar okunmamis gazeteler cikiyor, gradroptaki ecinniler gibi. Her birine goz atmali, az da olsa biraz zaman ayirmaliyim. Guncel haberlere degil de guncel olmayan haberlere ilgim var. Sanat, din, maneviyat, aile ve saire...
Gozume benim yaslarimda, Turkiye'de kocaman bir sirketin icra kurulu direktorlugunu ustlenmis bir bayan takiliyor. Ben ki vaktiyle cevresinde parmakla gosterilen bir cocuktum... Ufak bir kubikte, gunde 8 saat, haftada 5 gun, bir ise yarayan ama kazandirdigi fayda bolu yillik maasim oraninin nereye isabet ettigini bilmedigim isler yapiyorum. Dunya'yi mi degistiriyorum: Hayir... Demek ki daha yasanir bir hale de getirmiyorum... Aclik sinirinin altinda yasayan tahmini 2 milyar Dunyaliya da bir faydam yok. Dunya barisi icin calismadigim da kesin... Sahiden, var olmamla olmamam arasinda, Dunya perspektifinde bir fark var mi? Her gun bir elinde sefer tasi ile ise gidip gelen memurlardan ne farkim var? Allah'im, o memurlarin bile yeni jenerasyonlari benden daha iyi giyinip benimkinden daha yeni arabalara biniyorlar.
Babamin oralarda esnafin genel bir konusma hali vardir: Insanlar birbirlerinin gozunun icine bakmadan, etrafi kolacan ederek konusurlar. Konusmalar telefonla, gazeteyle, cayla, musteriyle, bazen caddeden gecen bir aracin motor gurultusu ile, kimi zaman da oraya yolu nadiren dusen guzel bir tasrali genc kizin gecisi ile kesilir. Zaten kesik kesik surup gitmeye konusmanin kendisi de oldum olasi razidir. Haricten gozlemleyenler icin ic karartici bir rituel! Iste bu rituel bazen cepten arayan biri, bazen de gelen cirak ile kesilir... Eywallah denir ya da denmez, cevreyi kolacan eden gozler birbirine belki deger belki degmez, cikip gidilir.
Bu aksam da iftardan sonra baktim ki ortalikta igne atilsa dusecek yer yok... Giydim ayakkabilari, solugu disarida aldim. Temiz hava ile tutun dumanini harmanlayip cigerine ceken arkadaslar koseleri tutmus, arabama giden yolda biraz zaman oldurmek icin beni cevirdiler. Esnaf misali konusmaya daldik. Gozler yolu kolacan eder, cumleler tezgaha serilesi ihrac fazlasi penyeler gibi ortaya serpilir, alinan alinir, alinmayanin yerine sessizlik konur... Cok dayanamadim, selam vermeden arabama yollanip gittim. Eminim Dunya'yi degistirme adina super guclerini bulamamis ya da kriptonitlere kaptirmis bu ruhu cokmus supermanin yoklugunu kimse fark etmedi...
Olsun, bazi super kahramanlar golgeleri icinde yasamayi severler...
Evet, dunyayi degistirmek mi demistik? Ilk adimi neydi? Kendini degistirmek... Degil mi? Yarin ise erken gideyim diyordum. Aslinda kac pazar aksami gecti ayni seyi diyorum da, degisen bisi yok... Simdi yatalim, becerebilirsek uyuyalim, ertesi sabaha dinc bir superman olarak gozluklerimizi takip kubigimizde yerimizi alalim...
Offffff... Ben n'apiyorum? Gocup gitme vakti geldi de uzatmalari mi oynuyorum?
Saturday, August 7, 2010
Acik Bufe Sahur Menusu
Her gun goz gezdirdigim gazetemin internet sayfasinda buir ufak ilan: "Eyup'un manevi ortaminda acik bufe sahur menusu YYY liradan baslayan fiyatlarda"
Soyle de denebilir: "Eyup'un manevi ortaminda, vaktin anlamina zit bir kahvalti YYY liradan baslayan fiyatlarla..."
Biz ki senenin 12 ayinda aclik mahrumiyet nedir bilmeyen insanlar; senenin bir ayinda kendimiz olmaktan az biraz uzaklasiversek?
Soyle de denebilir: "Eyup'un manevi ortaminda, vaktin anlamina zit bir kahvalti YYY liradan baslayan fiyatlarla..."
Biz ki senenin 12 ayinda aclik mahrumiyet nedir bilmeyen insanlar; senenin bir ayinda kendimiz olmaktan az biraz uzaklasiversek?
Wednesday, August 4, 2010
Eskiler
Izmir Fen'de iki ust donemim olan bir agabeyi, ki kendisi matematik olimpiyatcisi idi, 16 sene sonra dun aksam tesaduf eseri gordum. Ortak tanidiklar cikti, konustuk, ettik, eski gunleri yad ettik.
Rastlantilar ki rastlantilar... Gecenlerde, hayatimda ilk asik oldugum kiz beni facebook'ta eklemis. Ilkokula basladigim ilk gunlerdi. Kiza nasil davranacagimi bilmedigim icin 2 hafta boyunca satasip durdum. Derslere konsantre olmak hak getire! Daha sonra kizin abisi geldi, beni bir guzel azarlayip, eger kardesini rahat birakmazsam gelip dovecegini soyledi.
Hayatimin ilk aski boylece bitti! Ben derslerime odaklandim, duz cigiler ve satirdan tasmayan yuvarlaklar cizmeyi ogrenerek o iki haftalik arayi kapadim; oldukca gec bir zamanda, babami da bezdirdigim bir pazar gununun akabinde okumayi soktum.
Rastlantilar ki rastlantilar... Gecenlerde, hayatimda ilk asik oldugum kiz beni facebook'ta eklemis. Ilkokula basladigim ilk gunlerdi. Kiza nasil davranacagimi bilmedigim icin 2 hafta boyunca satasip durdum. Derslere konsantre olmak hak getire! Daha sonra kizin abisi geldi, beni bir guzel azarlayip, eger kardesini rahat birakmazsam gelip dovecegini soyledi.
Hayatimin ilk aski boylece bitti! Ben derslerime odaklandim, duz cigiler ve satirdan tasmayan yuvarlaklar cizmeyi ogrenerek o iki haftalik arayi kapadim; oldukca gec bir zamanda, babami da bezdirdigim bir pazar gununun akabinde okumayi soktum.
Sunday, August 1, 2010
Nazim Hikmet'ten Orhan Kemal'e
Bengisu Rona'nin cevirisini yaptigi bir soz, Marion James'in bir makalesinde gozume carpti.
Nazim, Bursa Cezaevi'nde ayni mekani paylastigi Orhan Kemal icin demis ki:
"For a man in prison a good friend, a good comrade and an excellent brother and a creative person is half of freedom"
Ne guzel... Icinde tutsak kaldigimiz cografyalar, yasamlar, bedenler icinde, aradigimiz iste oyle bir dost, oyle bir yoldas...
Nazim, Bursa Cezaevi'nde ayni mekani paylastigi Orhan Kemal icin demis ki:
"For a man in prison a good friend, a good comrade and an excellent brother and a creative person is half of freedom"
Ne guzel... Icinde tutsak kaldigimiz cografyalar, yasamlar, bedenler icinde, aradigimiz iste oyle bir dost, oyle bir yoldas...
Subscribe to:
Posts (Atom)