"Bu sene hep beraber bir Afrika'ya gidelim!"
Eskiden duydugumda bir kahkaha patlatacagim bu sozun uzerinde bu sefer ciddi ciddi dusundum. Elimde i-phone, Sebastiao Salgado'nun Sudan resimleri aranmis, teker teker uzerinden geciliyor. Cekebilecegim resimleri dusunuyorum. Bildigim butun medeniyetten, her ay basi gelen faturalardan, kredi kartlarindan, araba taksidinden, sigortadan, eve gelip durup da okunamadan kenara kaldirilan gazetelerden uzaklasmak... Modern dunya her ne sunuyorsa, hic birinden nasiplenememis bir kitada, modern dunyanin empoze ettigi tum kaliplar ve pompaladigi sacmaliklardan uzak, sessiz, sakin, insanin kalbi ile bas basa kalabilecegi diyarlara uzanmak. Insana kitaplardan cok daha fazla sey ogretebilen mutlak sessizlik icine burunmek, onu soluklamak, ruhunu esen ruzgarla butunlestirmek, cevrendeki her toz zerresini hissedebilmeye, duyabilmeye calismak...
Evet... Bu sene de uzak diyarlara gidebilme firsatim yok. Nisan ayinda askerim, ondan sonra belki soz, daha sonraki aylarda nisan, ividi, zividi... Demek ki 2012 de benim icin epey dolu...
Soyle 4-5 ay vaktim olsa keske... Once fotograf makinemi yenilesem, sonra eksik bir iki lensi tamamlasam, sonra baslasam Orta Dogu'dan... Yok, Mardin ve Urfa'yi atlamak olmaz... Sam, Halep, Beyrut, Kudus, girebilemem ama Filistin, oradan dosdogru Hicaz, oradan Habesistan, Afrika'nin baska baska yerleri, son durak ihtimal ki Fas... Cek cekebildigin kadar fotograf...
Modern dunyanin empoze ettigi seylerden biri de boyle bir gezintinin emekli olmadan yapilamayacagi... Of be modern dunya, nefret ediyorum senden! Es mi? O hepten ayri bir muamma...
Thursday, October 7, 2010
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment